Taktiksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taktiksel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2009 Salı

Taktiksel; Rüzgar gülü

Hasbelkader, futbolu teknolojik bir gelişme doğrultusunda düşünsek4-3-3 bu teknolojinin bugün geldiği son noktadır. Adına Rüzgar gülü denilen bu taktiğin seçim revansı olmadığını düşünürsek, elbette Total futbolun bir ürünü olduğunu görebiliriz. Yani 4-3-3 arafta olan bir taktik değildir, seçimdir; Teknik direktör seçimi.

Van Basten'li Ajax'ın bugün Utrecht'de bu konuda kitap yazdığını, daha doğrusu bu kitaba konu olduğunu bilsek dahi bu sistem, ne total futbolun ne de Brezilyalı oyuncuların karakteristik ürünlerinin sonucudur. Bunlar, bir çeşit kötü/iyi yanı kapamadır.


Birmingham'da insanlar takımın deplasmanlarda çok puan kaybettiğini düşünüyorlar. Ama takım için benim yapabileceğim fazla birşey yok. En azından şimdilik böyle gözüküyor. Ben Gabriel'i(Aglonbahor) sırf hızlı olduğu için sağ kanat oyuncusu gibi oynatırsam belki başarılı olur. Ama ben onu ve dolayısı ile kendimi aldatmış olurum. O şimdi Ashley Young ile mıknatıs gibi iki uçlu olarak forvete yardımcı oluyorlar. Ama ne forvetler, ne de orta sahalar. Biliyorum, birgün herkes 4-4-3 oynadığında biz deplasmanda daha çok puan toplayacağız
. Martin O'neill

Martin O'neill takımını mart ayı öncesinde şampiyonlar ligi potasına koyduğu zaman değil de çıktığı zaman mart ayının sonlarına doğru BBC Sports'a böyle konuşuyor. Belki de işin olumlu yanına baktığı söylenebilir, belki. Ancak su götürmez bir gerçek vardır ki, o da 4-4-3 oyun sisteminin bir çeşit zorunluluk olduğudur. Çıkıpta "Aglonbahor'un ne santrafor özelliği ne de orta sahanın sağ tarafında oynayacak meziyeti var arkadaşım, özür dilerim bunun için" demesini beklemek, 4-4-2'nin milli bir dava olduğu İngiliz denizinde onların sonarsız denizaltı olduğuna dair benzetmesini yapmaktan daha zordur.


Bugün rüzgar gülü taktiğinin Santos ve Palmeiras'ın 80'lerin sonundaki meşhur 4-2-2-2 taktiğine benzetmek yine bu yönde bir hatadır. Brezilya'da oynayan yahut yetişen oyuncu profiline bakıldığında bu taktiğin bu oyuncu profili ve meziyetini kapamak, örtmek için yaratılmış bir sistem olduğunu bizlere nitekim açıklayabilir; bu araftaki Rüzgar gülünü.


Kim ne derse desin 4-3-3 şu an oynanan futbolun en "civa" ve en "akışkan" taktiğidir. Bugün elbette başarılı olan takımların bu taktikle şampiyonluk/kupa sevinçlerini yaşadığını görsek de, yeryüzünde oynanan en güzel oyunun bu taktikle kendini perçinlediğini görsek de 4-3-3 bir araçtır, amaç değil.


Bugün Liverpool'un -Menajer stili dışında- son beş senede yaptıkları transflere bakıldığında Rafael Benitez'in bu taktiğe sığınmamak için yaptığı ve dolayısı ile havaya attığı paraları görünce, ister istemez 24 senedir kadro gereği klasik İngiliz tertibi ile oynayan Liverpool için acaba bir rüzgar gülü mü gereklidir? diye sorası geliyor insanın.


Merseyside'da kuzeyden iyi rüzgar alır hani(!).

7 Temmuz 2009 Salı

Taktiksel: Diamond

Bu yazı serisine yazdığımız ilk yazının hem görsel bakımdan hemde seyir zevki bakımından tam tersi işlev gören bir taktiğin tarihi ve kültürel yönünü ele almayaca çalışacağım.

Diamond taktiği, yani bizim buraların "baklavası".

Televole kültürü kendini uzun yıllardan sonra antreman sahalarından çekti çekeli, antreman sahasına baklava girer mi girmez mi bilemiyorum, bir şüpheyle yaklaşıyorum. Malumunuz oyuncuların laktak oranını bir hayli yükseltiyor. Ancak Diamond taktiği ne zaman karşıma çıkmış olsa, ne zaman duymuş olsam aklıma tesislere oyunculara baklava götüren taraftar profili geliveriyor.

Taraftarın verdiği gazla, bilakis yüksek kalori ile oyuncuların kendiliğinden sahaya dizildiğini düşünürdüm. Bizimkisi akıl yansıması. Olur öyle.

Nitekim "total football" metası 1940'lı yıllarda futbol sahalarına henüz yansımamış olsa da tebeşirli tahtada tabiri caizse "proje aşamasında" olduğunu biliyoruz. Bir kısım futbol ulemalarına göre Diamond taktiğini Brezilya futbolunun klasik 4-4-2'sinden türemiş sayılsa da, Avrupalı futbol ulemalarına göre Diamond taktiği Rinus Michels'in kanat bek mevkisinde oynayan oyuncuları oyuna müdahale etmesini öngördüğü ve şart saydığı, çoğu oyuncunun yerinde çakılı değil de sahanın birçok bölgesinde oynayabileceği, daha doğrusu hücum ve savunmada aktif rol oynayabileceği bir taktik yani Total Football ile geliştiğini savunurlar. Onlara göre Diamond taktiği Total football'ın bir alt uygulaması konumundadır.

Nitekim, Rinus Michels Fifa'nın 50.yıl katoloğuna ait hazırlanmış eski bir röportajında şunu belirtiyor:

" O dönem Ajax ile Şampiyonlar kulübünde yarı finale çıkmamız için Milan'ı 2-0 yenmemiz gerekiyordu. Ben kanat beklerimi kulübede oturtup kanat oyuncularımı sahaya sürdüğümde herkes bu bir intihar diye düşünüyordu. O dönem İtalyan ekiplerine karşı 4 orta saha ile çıkıp yenildiğiniz zaman insanlar üzülmezdi. Ama ben yine de 4 ya da 5 orta saha ile sahaya çıkacakken zemini kontrol ettiğimde sahanın ortası adeta buz pisti gibi olduğunu gördüm. Ve puromu yakıp düşündüm, Catenaccio Calcio yine kazanacaktı galiba. Bir süre sonra puromun yarısını söndürüp cebime koydum. Ve maç 3-0 bitti. Kumarım tutmuştu. Ben kumar oynamışken insanlar oynadığımız bu oyuna total football ismini koymuştu bile. Ben ise sevinçten puromun tersten yakmıştım...."

Şahsi kanaatim Diamond taktiğin her ne kadar dile getirilmese de Total Football mefhumunun bir ürünü olduğudur. Bugün bu farkı anlamamız ne yazık ki güçtür. Çünkü futbolun taktiksel analizi de kendisi gibi oyuncu bazlı ve bilimsel anaraktiflerden meydana geliyor.

Yani, klasik İngiliz tertibinin çıkış noktasını anlayabailmemiz için bu seneki Şampiyonlar ligi finalini izlememiz faide sağlamaz. Olayı anlayabilmemiz için 1950-1980 yılları arasında oynanmış üst düzey uluslararası müsabakaları izlememiz lazım. Örneğin: Çekoslavakya-Peru 1960

17 Mayıs 2009 Pazar

Taktiksel: Catenaccio


Catenaccio.. Kelime anlamı asma kilit olan ama futbola İtalyanların 1950'li yıllarda kazandırdıkları taktiksel bir anlayış. Kimi zaman ağlama duvarı işlevi gören kimi zaman geçilmez armada söylemlerine maruz kalan bir takımın uyguladığı taktiktir Catenaccio. Bu taktiği uygulayan bir takımı yenerseniz kebap, ama yenilirseniz "Köy takımı, 50 kişi defans yaptılar, vesaire vesaire" söylevleri esasında bu taktiğin suçu değil, mentalitesindeki kurgudan dolayı üzerine aldığı yüktür.

Yani beş çakılı defans oyuncusu ile 3 ya da 4 diri orta saha, temelinde topu ilerde saklayabilen 1 ya da 2 forvet mevkisi oyuncusu ile sağlamlaştırıp bugün hasbelkader yaratıcı dediğimiz "On numara" mevkisini bu taktik'den afaroz edilmesi ile oluşturduğumuz kadro ile Catenaccio taktiği yapmış sayılabiliriz, sayılmayabiliriz de. Olay işin "Anadolu takımı" ünvanından soyutlamakta, yani oyunu iyi oynamakta.

Nitekim, Padova teknik direktörü Nereo Rocco bu taktiği bilinçli bir şekilde değil, elinde bulunan oyuncuların defansif/ofansif özelliklerinden oluşturduğu kurgu ile sağlamıştır.

Yani bu olayın, taktiğin tarihsel kurgu arasında yer almasının sebebi "Maç boyunca defans yaptı karşı taraf mirim" boyutundan çıkıp "başarılı" olmuşluğu onaylandığı için bu satırlarda vardır. Hoş, skor bazında yahut oynanan oynun göze hoş görünürlüğü tartışılır tartışılmasına da, bu taktiği bilhassa dünya kupalarında boy gösteren İtalya'nın sadece uyguladığı bilinir. Kısaca bu taktiğin olmazsa olmazlarından bahsetmek gerekirse:

- Orta sahada saha markajı, defans bölgesinde adam markajı.
-Defans oyuncularının tandeminin arasında ya da arkasında Sweeper denen yardımcı tandem oyuncusu.
-Fizik kondüsyon'un çok mühim bir olay değil ancak oyuncuların fiziki parametrelerinin (Boy, güç, vb) sağlam oluşu.
-İki yönlü orta saha oyuncusu ve Libero mefhumunun sahada var olması gibi özellikler oyun kurgusu ve oyun analizi olmaksızın bu taktiğin sahada olmazsa olmazlarıdır.

Bu taktiğe karşı gol sayısının azlığı konusunda ön yargılı davranan futbol severlere, aşağıda bu taktiği tam anlamıyla kullanıp aşağıdaki gol sayılarını atmış takımların küçük bir istatistiğini vermek gerekirse:

1949-50 juventus 100 gol
1950-51 ac milan 107 gol
1951-52 juventus 98 gol
1952-53 internazionale 64 gol
1953-54 internazionale 67 gol