Cenabet Adamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cenabet Adamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2009 Perşembe

Cenabet Adamlar Atlası Ep16

Sebastian Deisler henüz 17 yaşında iken oynadığı Borussia Mönchengladbach kulübünde müthiş bir intiba bırakan bir oyuncu iken o dönemki Dünya kupasına bile alınabileceği gündeme gelmişti. Nitekim kadroya alınmamıştı ancak Lotther Mattahus ve Beckenbauer'den "bu çocuk adam olur" selamını aldıktan sonra yakın zamana kadar ilgi ile takip ettiğimiz bir oyuncu olmuştu.

Açık konuşmak gerekirse o dönem Alman futbolunun ziyadesiyle sıkıcı ve ilgiden uzak devam ettiğini bildiğimiz halde, Deisler'i başta Juve ve Bayern Münich, Hertha Berlin ile Deisler'i transfer etmek için sıkı bir yarışa girdiğinde performansı oldukça üst düzeydeydi.

Alman futbolu bir pozisyon anlayışı itibariyle biraz gariptir. Sağ bek orjinli bir oyuncunun bırakın sağ açık, ön libero ya da orta saha oynaması Batı Almanya milli takımından beri görülmemiştir. İşte tam bu noktada Sebastian Deisler çocukluğunda futbolculuğa sol açık (!) başlamanın ekmeğini geleceği için yediğinde, orta sahanın bir çok mevkisinde oynamanın tadını çıkarırken Alman oyuncu öğütücü fabrikası Bayern'e geldiğinde ciddi bir sakatlık geçirir.

İlk başta 6 aylık bir sakatlık gibi gözükürken, Deisler'in psikolojik olarak da çökmesi sonucu çok uzun bir süreye yayılır. Nitekim müzminliği bir yıl süren Deisler'e bir de göz tansiyonu ve karaciğerinde leke teşhisi konunca Deisler'in psikolojik çöküşü buhran halini alır ve ciddi depresif bir versiyon hale gelir.

Nitekim Bayern kulübü, oyuncunun milli takım adına gelecek için vaâtı ve potansiyeli olmasına karşın sözleşmesini dondurmaz ama durdurur. Transfer kayıtlarının son günü oyuncu bildirimi dilekçesine adı da işlenmez Desler'in. Hoş Sebastian Deisler de böyle istemiştir. Çünkü futbolu henüz kariyerinin ortasında iken bırakır. Alman futbolu kala kala Sebastian Kehl'e kalır.

10 Kasım 2009 Salı

Cenabet Adamlar Atlası Ep15

Mâlumunuz, Tuncay Şanlı Stoke City takımının son maçında sahada çok az süreyi terlemeden terk eyleyince ulusal basın olayı "Milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde yapılan hain olay" kisvesi altında sununca ister istemez komik bir durum oluşuyor. Ada futbolunu yakından takip edenler Premier ligin son birkaç yılında böyle bir olayın muadillerinin çokluğunu sezebilir, ve anlayışla karşılayabilir nitekim.

Olay, Tony Pulis'in gazetelerde söylendiği gibi Tuncay'a "küfreder" gibi yaklaşımından değil, sistemin değişmezliğini koruma isteğinden cereyan etmiş gibi gözükse de, ben size buna benzer bir olaydan bahsedeceğim.

Jean Pierre Papin, 1995 yılında Bayern Münih'in Gladbach ile oynadığı maçta aynen Tuncay'ın durumuna benzer bir olay yaşamış ve sahada 1 dakika 32 saniye kalmıştır.

Bir yanda efsanevi oyuncu Papin, bir yerde Tuncay.

Her ikisinin de maç sonu teknik direktör'ün yanına gidip "Anası, babası hariç dedin mi?" diye olaya yaklaştıkların sanmıyorum.

Ya biz kafamızda büyütüyoruz, ya da kendimize meşgale bulmak için yanıp tutuşuyoruz.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Cenabet Adamlar Atlası Ep14

Cenabet Adamlar Atlası oluşturulmaya devam ediyor. Bu bölümün konuğu ise Derek Dooley.

1929 doğumlu İngiliz forvet Derek Dooley'i ve maharetlerini görsel olarak anlatma şansımız yok ne yazık ki. Ancak yine de onun futbol literatürüne girmesinin sebebi "Oyuncu sigortalama" konusunda geçse de kendisinin sahalarda müthiş bir istatistiğinin bulunduğunu biliyoruz; 66 maçta 73 gol.

Ancak ne var ki, Dooley maç sırasında tendon zorlaması sebebi ile hastaneye yatırılır. Doktorlar sol bacağındaki tendonların aşırı esneyip zorlandığı gerekçesi ile ayağını alçıya alırlar. Günümüzdeki tendon rahatsızlıklarında alçı tedavisi va mıdır bilemiyorum, yorumlarda tıbbi bilgisi olan okuyuculara ihtiyacımız va nitekim. Ancak yine de ayağı bırakın çatlamayı, kırılmamış Derek Dooley 2 hafta boyunca alçıda ayağını bekletip alçıyı çıkartmak için yine hastaneye gider.

Ayağındaki alçıyı çıkartma esnasında hemşirenin yüzüğü Dooley'in diz kapağında çok küçük bir kanamaya sebep olur. Ancak bu küçük kanama Dooley'in futbol hayatının bitmesine sebep olur. Çünkü o yara hastanede enfeksiyon kaparak, bir ayda futbola döner denilen futbolcunun ayağına mal olur ve Dooley diz kapağından aşağısını aldırmak zorunda kalır.

Bu olaydan sonra kulübe oyuncu sigortası ve hastaneye tazminat davası açan Dooley'in istekleri mahkemede iş kazası olarak geçer. Ve oyuncu sigortası mantıksız(!) olara görülür.

1 Ekim 2009 Perşembe

Cenabet Adamlar Atlası Ep13

Anderlecht oyuncusu Walter Basseggio 2004 yılında oynanan Anderlecht - Luvierre maçında önüne gelen topu sert bir şekilde kaleye vurduğunda gol oluyor. Ve Anderlecht beraberliği buluyor. Maçta Anderlecht bir gol daha bulup maçı 2-1 önde bitiriyor.

Haftanın en güzel golü seçilen bu gol üç gün sonra Basseggio ve dolayısı ile Anderlecht'in başını ağrıtıyor. Çünkü Luvierre yöneticileri çeşitli açılardan yavaşlatılarak izledikleri gol poziyonunda topun patlayarak ilerlediğini savunuyor.

Kullanılan futbol topunun poziyondaki fiziksel şartlarda patlamasının imkansız olduğunu savunan Puma yöneticileri olayın göz yanılgısı olduğunu savunup Puma'nın bir çeşit karalama kampanyasına tutulduğunu savunur. Ama asıl olay karardan bir gün önce açığa çıkar.

Walter Basseggio maçtan iki hafta önce doğan çocuğunun ismini ayakkabısına diktirirken düğüm yerlerinde kullanılan çuvaldızı tipi kroş tarzı ip, poziyonda topun ayağa değdiğinde temas yeri olmuş ve patlamasına sebep olmuştur. Federasyon maçın tekrar oynanacağını bildirir.

Ve maçın tekrarı bilin bakalım ne olur?

2 Eylül 2009 Çarşamba

Cenabet Adamlar Atlası Ep12

Oldham'ın Chaddy the Owl lakaplı maskotu maç içerisinde kenardaki seyirciyi tabiri cazise gaza getirirken yardımcı hakemin yanlışlığıyla ofsayta düşmesi bu bölüm için yeterli değil; zira olayda bir cenaplık yok, yanlışlık var. Zaten Chaddy the owl maç sonrası olayı anlatırken; Üzerimde Oldham forması var ama kafamın büyüklüğünüde göremiyor musunuz? şeklinde dert yanmıştı.

Kevin Williams nam-ı diğer Chaddy the Owl. Sunderland altyapısında büyüyüp bundan futbolcu olmaz damgası yiyerek futbolu terkedenlerden. Ama gel gör ki Swensa maçında akrobatik hareketler yaparken yan diz bağlarını yırtıyor. İşinden oluyor.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Cenabet Adamlar Atlası Ep11

Geçenlerdeki duyuru üzerine ilginç mailler aldım. Bunlardan birisi de şu an Balıkesirde yaşayan Hamit Bey(Ağabey)'inki idi. Kendisi Trabzonspor tribünlerinde "Boyacı Hamit" lakabı ile anılıyormuş ama 6 senedir tribünlere şehirden uzak olduğu için katılamıyormuş. Trabzonspor hakkında yazabilir miyim? dedi. Bu tarz bir bloglama yapmadığım için nazikçe teklifini geri çevirdim ama kendisi Trabzonspor'da bir dönem oynayan Jarro-Marcio Moreira Jarro-(Fotoğrafta altta sağda) hakkında inanılmaz bir hikaye anlattı. Ben de sizlerle paylaşmayı uygun gördüm.

2001-2002 sezonunda Marco Aurelio ile birlikte Trabzon ekibine katılan Jarro şehre geldiğinde yabancı bir kültüre gelmenin etkisi ile uyum sorunu yaşar. Öyle ki ezan'ın ne olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktur. Nitekim bir gün antreman çıkışında Hami'ye yönelerek "Bu adam neden hep aynı şarkıyı söylüyor?" diye sorar. Hami belki de çevirmenin çeviri hatasından kaynaklanan, belki de Jarro'nun soruyu kasıtlı sorduğunu sanıp oracıkta din ile alay geçiyor diye dövmeye çalışır. Jarro olayın ne olduğunu anlamaz koşarak tesislere saklanır ve o gün orada kalır. Ertesi gün sabah antremanına gitmeyen Jarro'nun tercümanını emniyet müdürlüğünden çağırırlar. Nitekim Jarro sabahtan gidip Hamiyi şikayet eder. Tercümanı'da dinleyen emniyet müdürü yaşanan olayın teyitini aldıktan tercüman'a dönüp aynen şunu söyler;

"Ben Hamiyi tanırım, öyle birşey yapmaz o"

Nitekim Jarro bu olaydan üç hafta sonra kulüpten apar topar toplanır ve Eduardo ile Türkiye'den kaçarlar. Çünkü Emniyet müdürüne göre Hami "Öyle birşey yapmaz" ama Jarro'nun bonservisi oynamadığı maçta(!) şike yaptığı ve dahası takım içinde huzursuzluk yarattığı gerekçesi ile feshedilir.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Cenabet Adamlar Atlası Ep10

Tarihler 4 Temmuz 1999'u gösterirken Arjantin ve Kolombiya Paraguay'in ev sahipligi yaptığı Copa America grup mücadelesinde Feliciano Caceres Stadi'nda karşı karşıya gelmektedirler. Arjantin maçın favorisidir ancak Arjantinliler Partin Palermo'yu hesaba katmamışlardir. Maçın henüz 5. dakikası oynanırken kazanılan penaltıda topun gerisine geçen Palermo'nun sert vuruşu üst direğe çarpar ve sahayı terkeder.

Palermo takımını öne geçirme şansını değerlendirememiş, 5 dakika sonra ise Kolombiya kazandigi penaltiyi Cordoba ile gole cevirerek 1-0 one gecmistir. Dakikalar 76'yi gosterirken Kolombiya'nin 1 farkli üstünlüğü devam etmektedir. Arjantin bu dakikada bir penalti daha kazanır. Topun gerisindeki isim yine Palermo'dur. Palermo bu kez direğe iş bırakmaz ve topu doğrudan dışarı yollar. Arjantin beraberlik şansını da yine Palermo'nun ayağından değerlendirememiştir.

Kaçan bu penaltidan sonra Kolombiya 2 gol daha bulur ve skoru 3-0'a getirir. Maçta doksanıncı dakika oynanırken Palermo ceza sahasi içinde yerde kalır. Hakem bir kez daha penalti noktasini gösterir ki bu maçta verdiği 5. penalti kararıdır Paraguayli hakem Ubaldo Aquino'nun. Penalti atışı için topun gerisinde yine ayni isim vardir; “Martin Palermo”. Palermo bu penaltıda kaleyi tutturur ama bu kez de kaleci Calero gole izin vermez ve Palermo Arjantin'i şeref sayısından da eder kaçırdığı penaltı ile. 3 gün once Ekvator karşısınnda 2 gol atan ve göklere çıkarılan Palermo, bu kez bir anda dünyanın en kötü santraforu oluverir. Palermo'nun başina gelenler Türkiye'de yaşanmiş olsa idi, maçtan sonra arkadaşlarının kendisine yönelteceği ilk eleştiri, “Cenabet misin be arkadaş!” olurdu muhtemelen. Palermo golcülüğü ile olmasa da bir maçta gösterdiği 3 penalti kaçırma başarısı(!) ile adini ölümsüzleştirmeyi başarır.

İlgili olayın Videosu şu linkte.

Stereotyped from Enes Özbey

14 Ağustos 2009 Cuma

Cenabet Adamlar Atlası Ep9

Yukarıda piyanist-şantör kılığına bürünmüş haliyle Gianlugi Lentini bu atlasın yeni sayfası. Kendisi 80'li yılların sonundaki "Torino'dan adam çıkmaz" öbeğini yanlış olduğunu göstere göstere kanıtladığında aynı zamanda tipik İtalyan santrafor kalıbının da çok ötesinde olduğunu gösteriyordu. Fiziği ile tekniği sayesinde sahada çok iyi oyun okuyan Lentini'nin sadece bu akılcı sayede attığı gollerin yanında kafası ile attığı gollerle çok ender görülen forvet olduğu aşikardı. Gayet tabi bunun sebeplerinden biriside futbola orta saha mevkisinde başlamış olmasıydı.

Yazın başında Milan onu transfer etmek için girişimlere bulunduğunda bir oyuncu ve sadece 2.5 milyon teklif eder(Kaynaklarda paranın birimi belli değil ancak euro paritesine göre yeniden değerlendirilmesi kuvvetle muhtemel). Fabio Capello "Sadece onu transfer edersek büyük bir açığımız kapanır" demesi Berlusconiyi ayaklandırır ve resmen transfer görüşmeleri başlar. Ancak ne var ki iki kulübünde ezeli rakibi olan Juventus'un devreye girmesinden sonra olaylar bu seneki Mehmet Topuz transferi'nin tıpatıp benzeri bir bir şekilde cereyean eder. Ve bunu şans olarak gören Torino ekibi fiyatı arttırdıkça arttırır.

Bir şekilde bonservisini tam 13.8 milyona Torino'dan alan Milano ekibi aynı zamanda hem kulüp hem dünya transfer/bonservis rekorunu kırar. Nitekim Lentini Milano ile çıktığı ilk maçlarda biraz tutuk gözükse de ligin ortasına doğru Bari ile oynanan maçta tam 3 gol atar. Ama bu gol onun kariyerinin başlangıcı değil bitişi anlamına gelir. Çünkü Lentini bir gece yarısı trafik kazası geçirir ve komaya girer.

Üç gün komada kalan Gianlugi Lentini'nin futbola dönmesi ise tam 10-11 ayı bulur. Futbola dönmesi lafı pek mecazi duruyor aslında. Çünkü Lentini, Milano kulübünde beş yıl bulunmasına rağmen sakatlığının sürekli nüksetmesinden dolayı istenmeyen adam olmuş, Milano'dan ayrılarak geçtiğimiz yıllara kadar asansör takımların müzmin sakat oyuncusu ünvanından kurtulamamıştır.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Cenabet Adamlar Atlası Ep8

Bu atlası doldurmak hem kolay hem de zevkli esasında. Çünkü bu oyunun kazanı ne kadar konuşulsa da kaybedeni atlasın köşesinden tutunup kendine yer ediniyor bir şekilde.

Çünkü Leroy Rosenior, teknik direktörü olduğu kulübündeki kariyeri sadece on dakikayı buluyor.

Leroy Rosenior Torquay United kulübü ile anlaşıp imza attığı sıra Mike Bateson adlı şahıs kulübün %51 hisseni satın alıp kurulan konsorsiyumda hak elde edince otomatikmen yönetimi de ele geçiriyor. Ve yaptığı açıklamada teknik direktör olarak Leroy Rosenior'u istemiyor. Bahaneside hazır; "Reading'de oynarken taraftarımıza saldırmıştı" diyor. Gayet tabi, Rosenior bunu kabul etmiyor. Anında istifa ediyor.

O gün adanın batısındaki Torquay kentindeki yollarda soğuk su satan çocuklar evlerine mutlu dönüyor.

30 Haziran 2009 Salı

Cenabet Adamlar Atlası Ep7

Jimmy Johnstone sahip olduğu civa lakabına rağmen tam 14 yıl (yaklaşık 400 maç) Celtic sağ kanadında oynadı. Seksenli yılların başında bayrak adamı olduğu Celtic'den hiç istememesine rağmen ayrıldığında kariyeri onu Amerikaya yani San Jose Earthquakes'e yönlendiriyordu. Yıllar sonra oyuncu koçu görevini iki yıl Sheffield United kulübünde yürüttükten sonra yıllar 2001'i gösterdiğinde Celtic kulübün'e Asistan menajer pozisyonuna atandığında ondan mutlusu yoktu belki de.

Gerçi hikaye burada da bitmiyor.

Jimmy Johnstone Glasgow'da yeni mesleği ve dolayısı ile yeni bir hayata başlamak için göller bölgesinde bir apartman dairesi bakmak için emlakçı ile gezintiye başlarlar. Nitekim evi tutar. Ancak akşama doğru eline kendisinin hayranı olan emlakçı ile iki içki şişesi alıp Calton gölünde gezinti yapmak isteyen Johnstone içkinin de etkisi ile gölde kaybolur. Bu kaybolma o kadar gariptir ki ortada ne kayık ne de Johnstone yahut emlakçı vardır: Cenabetliği saymaz isek.

4 Haziran 2009 Perşembe

Cenabet Adamlar Atlası Ep6

Futbol hakkında rahmetli Aziz Nesin'in bile aklına gelemeyecek o kadar sarkastik, trajikomik hikayeler var ki, anlat anlat bitmez. Hoş, bu bloğun işine yarıyor ya.

Hikayeyi anlatmadan önce uzun zaman önce Flying Dutchman bloğunda anlatılan hikayeyi de okumakta faide var. Bu hikaye de buna benzer bir hikaye.

Tüm yaşanacaklar Endonezya-Tayland Asya şampiyonası çeyrek final maçı öncesi kendini Vietnam ordusu üst düzey yetkilisi olarak tanıtan birinin iki takımın federasyonlarına yaptığı tehdit telefonlarına dayanıyor. Telefona göre hangi takım çeyrek finalde Vietanam ile karşılaşacak olursa en az üç oyuncusunun öldüreleceği iddiasında bulunuyor. Ki bu maçın galibide Vietnam ile oynayacaktır.

Maç başlar. İki takımda olayın farkındadır ama uluslarına rezil olmamak için açıkcası" kaypak" davranmamaktadır. Maçın sonlarına-uzatma dakikalarında- doğru Mursyid Effendi her şey pahasına kendi kalesine gol atıp tabiri cazise Taylandlı oyuncuları ateşe atar. Üstelik bu golün görüntülerinden görüyoruz ki Taylandlı oyuncular böyle bir olayı fark ettiklerinde Endonezyalı oyuncuların kendi kalesine gol atmaması için rakip kaleyi savunuyorlardır.

Maç bitiminde olayın farkına varan Fifa golü atan Mursyid Effendi'ye futbolun ruhuna zarar verdiği gerekçesi ile ömür boyu müsabakalardan men cezası verir.

Ama olay şudur ki, bir yıl sonra Endonezya gazetelerine konuşan akli dengesi bozuk Burma'lı bir adam o telefonları şaka olsun diye ettiğini açıklar.

Bunun üzerine Mursyid Effendi soğuk su içer.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Cenabet Adamlar Atlası Ep5

Bir-iki post öncesi bu kişiyi her nasıl övdüysek ve halihazırda bu serinin bir önceki yazısında Beckenbauer'i nasıl yerdi isek, bizim için efsaneleri eleştirmenin farklı bir tadı da oluşuyor hani.

Müller'in bu satırlara girmesinin sebebi penaltı kaçırma konusunda doktora tezini vermiş olması. Kariyeri boyunca kullandığı 69 penaltının tam 21'ini kaçıran birini bu ısrarcı tutumundan dolayı kutlamamak hoş olmaz.

2 Haziran 2009 Salı

Cenabet Adamlar Atlası Ep4

Kendisinin isminin başına "Gelmiş geçmiş, efsane, vb." kelimelerini koysanız kimsenin itiraz edemeyeceği bu adam, jübile maçında(13 dakika oynamıştır bu maçta) hangi ara kendi kalesine gol atmıştır, bu gol üzerine ne yeniden futbola dönmek istemiş midir bilmiyorum. Tek bildiğim şey, bu adamın adının Franz, soyadının Beckenbauer olduğudur.

Ha, birde bu listeye girmeyi hakketiğini.

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Cenabet Adamlar Atlası Ep3

Cenabet adamlar serisine devam ediyoruz. Hiç düşündünüz mü şu oyunun en erken kırmızı kartını gören kimdir diye? Rekor 9.12 saniye ile Guiseppe Lorenzoda. Resimde sağ tarafta görebileceğimiz bu şahsiyet maç başlar başlamaz ilk pası alan Bologna'lı oyuncuya, kendisinin bacakları arasından geçen topun siniri ile, rakibinin sırtına tekme atan bir şahsiyetdir. Aslında cenabetlik yok bu durumda. Büyüklerimizin bir lafı vardır: Cenabettir cenab-ı hak getirene düşman olana. Öyle tekme mi atılır Lorenzo Bey?

15 Mayıs 2009 Cuma

Cenabet Adamlar Atlası Ep2

Ahn Jung-Hawn. Bu arkadaş'a cenabet dersek çok yersiz olur. Kaderin cilvesi ya da kaderin ona ördüğü ağ şeklinde bir tanım daha mantıklı olur gibi.

Ahn Jung Hawn 2002 Dünya kupasında İtalya'yı kupa dışına iten golünü attığında birçok İtalyan soğuk su içip yatmıştı. Ertesi gün Ahn Jung'un oynadığı Bologna kulübünün başkanı bu adamı bir daha takımda görmek istemiyorum demiş ve soğuk su içme sırası Ahn Jung'a gelmişti.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Cenabet Adamlar Atlası Ep1

Celestine Babayaro. İsmi, bir çok ortamda adult kültürü ile yoğrulmuş adama kafiye, cinaslı murabba koşulu sağlama olanağında bulunsa da bu adamın akrobatik gol sevinçlerinin başına -cenabetliğinden olsa gerek- olay getirmişliği var. Şöyle ki: Babayaro Anderlecht takımından Londra kulübü Chelsea'ye transfer olduğunda sezon öncesi antremanlara katılmak için takımın kampına katıldığında -kaldı ki bu kampa sevinçten taklalar atarak gittiği söylenir(yeme bunu)- ilk hazırlık maçında oynamaz. Ancak Ruud Gullit onu ikinci maçta(Rakip Stevenage Borough) oynatır. Oynatır oynatmasına da bu delikanlı oynadığı ilk maçta golünü tabelaya yazınca fevri döner ve takım arkadaşlarının arasından sıyrılarak peygamber böceği gibi kendini havaya atar. Yere düşünce sağ bacağı kırılır. Ruud Gullit bu olay üzerine soğuk su içer.Olay kapanır.