Hall Of Shame etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hall Of Shame etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Hall of Shame Ep12

Türk futbol tarihinin en iyi onbiri oluşturmaya yetecek kadar futbolumuzun külliyat tarihi var mıdır tartışadulsun; Türk futbol tarihinin beğenilme skalasını geçmiş dönem futbolcuların göreceli açıklamaları ile günce tarihini tutmaya çalışsak dahi; bu Sabri Dino ve onun hüzünlü hikayesini es geçmek anlamına gelmiyor.

Tıpkı dönemin en önemli altyapı başarısı muadilin Taksimspor olduğu 60'lı yılların başında bu sefer semtin diğer takımı Beyoğluspor altyapısından Sarıyer'e gidecekken Galatasaray ve Beşiktaş tarafından denenen Dino küçüklüklüğünden beri gönül verdiği Sarıyer'e gitmemiş ve Beşiktaş'ın yolunu tutmuştu.

Beşiktaş'ın efsanevi kalecisi Necmi Mutlu antreman sırasında sağ bek Halim'in krampon parçalarını yüzünden daha çıkaramamışken ilk 11'de kendine yer edinen Sabri Dino yıllarca başarıyla taşıdığı formayı efsanevi Beşiktaş - Eskişehir maçında yaşadığı şanssız sakatlık sonrası bırakmak zorunda kalmıştı. Kafasını çatala giden topu kurtarmaya çalıştığı sırada direğe çarpmış ve futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.

Ancak Sabri Dino, futboldan kazandığı parayı tekstile yatırdıktan sonra 80'li yılların sonundaki meşhur ihracat krizinde sahip olduğu tekstil firması batınca çareyi intihar etmekle bulmuştu.

1973 yılındaki Napoli'de oynanan İtalya Milli maçında Dino Zoff'dan daha iyi olmakla gösterilen biri için kötü, ama futbolumuza ve futbol değerimize kattığı değer için oldukça iyi biri olan Dino, bugün sırf ironi olsun diye attığıımız Hall of Shame başlığına yakışır mı bilmem ama, Bugün tüm Beşiktaşlıların ve şahsımın gönlünde oldukça büyük bir yeri var.

2 Şubat 2010 Salı

Hall of Shame Ep11

Yukarıdaki fotoğraf aşağıdaki hikaye ile her ne kadar örtüşmese de, bu hikayenin başlangıç noktasını Fenerbahçenin 1978 yılındaki şampiyonluğu ile iliştirmek pek tabii mümkün.

Çünkü Engin Verel o yılki şampiyonluk sonrası soluğu Almanya'da almış, burada oynadıktan sonra yanılmıyorsam Belçika'da bir-iki sene oynayıp ardından Lille formasını giymiştir.

Hikaye bu ya; Verel, Fransa kupası eleminasyon maçlarında Nantes ile oynanan maç sonrası soğuk su havuzunda dinlenirken soyunma odasına Fransa Başbakanı Pierre Mauroy girer. Orada tam olarak ne gerçekleşmiştir, Verel tarafından da aksedilmediği için bilinmez belki ama, bu konuda tek bildiğimiz şey Engin Verel'in anadan üryan Fransa başbakanı ile el sıkıştığı. Kadraj içerisindekiler ayrı , Fransa başbakanının anadan üryan bir futbolcu ile el sıkışma derdi ayrı bir konu.

Halihazırda bir de Ahmet Çakar'ın Bordeaux-Milan maçı sonrası soyunma odasında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ile yaşadıkları ayrı bir muammadır. Zira Çakar olayı iki farklı yerde dört farklı versiyonda anlattığı için fazlasıyla itimat edemediğimden dolayı burada aksedip kimseyi mağdur durumda bırakmayayım.

Kültürlü dediğimiz Fransızların soyunma odası kültürü yokmuş gibi bir genelleme ile konuyu kapatalım. Gerisini Verel'in adonislerini hafızasından silmeye çalışan Pierre Mauroy düşünsün.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Hall of Shame Ep10

Jean-Michel Ferri senesini bilmiyorum ama (Muhtemelen 97 ya da 98) İstanbulspor'a kendisi gibi Ermeni asıllı olan ve bu ülke futboluna büyük katkıları olan Vahe Aslanata sayesinde sessiz sedasız gelmiş, her nasıl olduysa Houllier'in dikkatini çekip yine aynı şekilde sessiz sedasız Merseyside'a gitmişti.

Transer ücreti net değildir ama yaklaşık olarak alacakları ile 4.5 milyon pound olan Ferri, Liverpool kariyeri sadece üç FA kupası maçından ibarettir.

Jean-Michel Ferri'nin blogun bu serisi için muazzam bir örnek olduğunu bilmekle birlikte, herhangi bir mecrada fotoğrafı olmadığı için bekletiyordum. İki gün evvel bana Ferri'nin fotoğrafını bulabileceğini düşündüğüm, arşivi ve futbol bilgisi harikulade olan, Guardian ve Epltalk gibi sitelerde yazıları bulunan Paul Hayward adlı spor yazarına değerli arşivinden Jean-Michel Ferri hakkında varsa bilgi ve fotoğraf yollamasını rica ettim. Liverpool tarihi hakkında engin bilgisi olan bu kişinin cevabı(*) Jean-Michel Ferri'nin bu seride bulunmayı hakettiğini bir kez daha gösterdi.

(*) Who?

25 Ekim 2009 Pazar

Hall of Shame Ep9

Fenerbahçe ve Galatasaray klüp tarihinde bizim bu seriye girebilecek o kadar çok oyuncu vardır ki, liste yapsak yeriydi. Bilhassa Galatasaray'ın 1970 yılından sonra Türkiye getirdiği oyuncular Yugoslav iç savaşı ve isyanından kaçarak Türkiye'ye gelmiş ve çoğu geri dönmüştür. Aynı durumu Beşiktaş ve Fenerbahçe'de ise gelenek Sırp ve Macar oyuncular üzerine dönse de durum farklı değildir. Fenerbahçeye 1972- 1984 yılı arası gelen Doğu Avrupa'lı oyuncuların sayısı 14, kısa bir süre sonra tekrar ülkesine dönen oyuncu sayısı yine 13(!)tür.

Türk spor basın'ın henüz lugat'ına "Aziz Başkan beni alsın, İmza: Ronaldinho" dimağı yerleşmediği günler Fenerbahçeye gelen isimlerden birisi olan Frank Pingel, daha önce oynadığı Bursaspor'da müthiş bir intiba bırakmıştı. Hatta transferi bugünkü Mehmet Topuz örneğindeki gibi cereyan etmiş, ve Pingel Fenerbahçe'ye transfer olduğunda dönemin Galatasarayında stadyum'da bulunan en aktif tribün grubu Haznedar'lılar "Pingel Ali Sami Yen sahasına basarsa kendini ölü bulur" demeye kadar getirmişti. Pingel'i Mühendis Oktay kadar savunmasız mı görmüştür Haznedar grubu ve sakallı Sebahattin bilemiyorum, ama Pingel henüz ilk oynadığı Fenerbahçe maçında sakatlanıp bugün Linderoth'un kariyeri gibi bir çizgi çekmiştir yaşamına.

Galatasaray 90'lı yılların başına kadar sık sık yabancı oyuncu değiştirmiştir. Bugün Beşiktaşlılar'ın övündüğü altyapı-özkaynak mevzusu aslında yıllardır Galatasaray'ın kaymağını yediği bir oluşumdur. Nitekim altyapı ve oyuncuyu ilk 11'e sokabilme konusunda müthiş başarıları olan Galatasaray'a gelen ve giden oyuncular Fenerbahçe kadar konuşulmamış ve dillendirilmemiştir.

Ancak gerek maliyeti, gerek günler oyunca konuşulan kariyeri sayesinde Roger Ljung'un Galatasaray'a transferi(Resimde solda) onu gerçek bir dünya yıldızı gibi görmemizi sağlamıştı. 19 milyar gibi olağanca yüksek bir fiyata transfer olunca Beşiktaş taraftarı ; 300 Doğan parası gitti gibi espritüel bir yaklaşımda bulunmuştu. Ljung için sezon başladığı vakit Ljung ha Galatasaray'a ve Türkiye'ye alıştı, ha güzel oynamaya başlıyor derken sezon bitmiş ve Ljung şampiyon takımdan kaçarak Dünya kupasında İsveç ile müthiş bir performans göstermişti. Beşiktaş taraftarının mecazide olsa yaptığı nüktedanlık gibi, Ljung gelmeyince hakikaten 300 Doğan parası gitmiştir. Ve herşeyin garibi Ljung, Galatasaray onu Stockhom'da bulunca dönemin ünlü gazetesi Akşam'a Emekli oldum demekle yetinmişti.

21 Ağustos 2009 Cuma

Hall of Shame Ep8

Futbola sırf dayısı Antonio Rattin'in hatırı için değil de gönülden sevdiği için bulaşan Fernanado Redondo bu bölümün yeni konuğu. Çok değil, daha 3-5 yıl öncesine kadar konuşulan kariyeri onu bugün unutturmuştur. Çünkü o da Hall of Shame kulübü üyesidir.

Sir Alex Ferguson'un yenildikleri Madrid maçından sonra "O oyuncunun ayağında mıknatıs mı vardı?" diye sorması bize "Eyvah, yine o esmer çocuk!" sendromunu hatırlatıyor olabilir. Ama o maçtaki şu hareket 'i bile onu konuşmak için yeter, artar da. Nitekim Madrid'de başarılı olduğu yılların ardından bundan sonra sadece Boca'da oynarım dediği halde Milan'a tam 13 milyon Pound'a transfer olmuştu. Ve bir antreman sabahı yeni hocasına kendini göstermek için fazla yüklendiğinde tendonunda olan sorunu farketmemişti belki de. Çıktığı ilk maçın 3. dakikasında sakatlandığında 3 ay sonra sahalara dönecek dediler, o 3 ay bir türlü gelmedi.Nitekim Redondo Milan ile 5 sene boyunca sadece 13 maça çıktı.

Redondo, 2.75 milyon pound, ev ve arabayı Milan’a geri vermek istedi, ancak kulüp bu teklifi geri çevirdi. Şu sıralar Buenos Aires'de motosiklet satılan bir dükkanı var.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Hall of Shame Ep7

İngiltere Premier liginin kurulduğu ilk yıllarda Peter Schmeichel'in hatırına, sırf Danimarkalı kaleci olsun diye kulüplerde ekmek yiyen Danimarkalı kaleciler olmuştur. Bunlardan bir tanesi de Jorgen Nielsendir. Jorgen Nielsen 97 yılında 2 milyon pounda Liverpool'a transfer olduğunda kalecilik için savaş vereceği Brad Friedel gibi bir isim vardı karşısında. Nitekim o, bu savaşı kazanamadı. Aslında böyle bir savaş olmamıştı.

Çünkü Profesyonel sözleşmeye imza atıp, ‘En uzun süre oynamayan futbolcu’ Jorgen Nielsen olarak kayıtlara geçti. Hvidovre’den 26 yaşında transfer edilen file bekçisi, tam 4 yıl, 11 ay forma giymedi.


O dönem takım arkadaşı Danny Murphy'nin onun hakkında güzel bir sözü var;

"Jorge'nin Anfield'da oturacağı yer belliydi. Kimse onun yerine oturmazdı, patron bile."

Kendisi o kadar karanlık bir kişidir ki, internet ortamında resmi bile yoktur. Sadece adı geçsin diye Liverpool takım kayıtlarında bir fotoğrafı bulunur. Sigorta işlemleri için çekilmiş olmalı.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Hall of Shame Ep6

Türk futbol tarihinin ilk yabancı futbolcusu Oscar Garo adlı Arjantinli bir oyuncudur ve İstanbul Adalet takımında hiç maç oynamamıştır oynamasına da, gayet ilginç bir hikayesi vardır.

Oscar Garo o dönem İstanbul Adalet takımının başkanı ve aynı zamanda sahibi olarak tanınan Sadri Bey (Soyadı kaynaklarda bulunmuyor) tarafından transfer edilmiştir. Ve o dönem hala yerel ligler oynandığı için futbolcunun ünü sadece İstanbul içerisinde kalmış, ancak transferin flaşlığı onun akşam gazetesinde traş köpüğü reklamında model olarak kullanılmasına neden olmuştur. Bu oyuncunun transferi hakkında bilinen tek şey Sadri Bey'in zeytin yağı işi için İtalyadaki bir-iki şirketden alacaklı olması ve bu borcuna karşın bu oyuncuyu transfer edildiği yönündedir. Garo transferinin o günkü kaynaklarda 30.000 lira yani bugünkü değeri ile yaklaşık 280.000 Tl olduğu kısmen bilinsede bizim bu bölümde ondan bahsetmemizin sebebi farklı.

Çünkü rivayete göre Oscar Garo, İstanbul Adalet ile hiçbir resmi maça çıkmadan Türkiyeden yanında uyuşturucu alarak (Türkiye o dönemin uyuşturucu köprüsüydü) ülkesine kaçtığı söylenmektedir.

28 Temmuz 2009 Salı

Hall of Shame Ep5

Bölümün yeni konuğu Wayne Routledge. Gönül isterki sizlere önceki dönemlerdeki transfer hataları ve hikayeleri anlatayım. Ancak açıklanamayan yahut halihazırda var olmayan bonservis ücretleri sayesinde yapamıyorum. Örneğin, Wliiam Dixie'nin bonservis ücreti bir yerde 20 ayakkabı iken bir yerde babasına 15 dönüm arazi verildiği. Kariyerinde de bazı hatalar mevcut olmadığı için bu bölümde güncel, daha doğrusu 8-10 senelik mazilerden faydalanacağız. Konuya dönelim.

2001 yılında Arsene Wenger oyuncu izleme heyetini Routledge'ı izlemek için yolladığında, heyet müthiş bir raporla dönüyor. Raporda deniyor ki; "Bu çocuk gerek hızı ile gerek bitiriciliği ile Ljunberg'den-4 ay sakat- boşalacak bölgeye ilaç gibi gelir." Wenger ise lig bitiminde kendisine gelen kasetleri izlediğinde Newbury'den iki oyuncu ve pilot kulüpten bir -Southampton- oyuncu alıyor. Bunların arasında Walcott da var.


O dönem Arsenal'in Fransadaki oyuncu izleme komitesi başkanı olan Damien Comoli Tottenham'a oyuncu koçu olduğunda Glenn Hoddle'a gidip Theo Walcott'dan vazgeçmesini, çünkü oyuncunun yaş ve fiziki olarak çok yetersiz olduğunu belirterek "Arsenal'in ısrarla istediği bir oyuncu var. Onu size de öneriyorum" diyor. Glenn Hoddle gidip Routledge'i izliyor.

Ancak Arsenal hızlı davranıyor ve Walcott'un da aralarında bulunduğu toplam dört oyuncuyu bonservisi ile verip Routledge'ı istediklerine dair bir paket hazırlıyorlar. Ancak bu oyuncuların yaşları ve okul masrafları yüklü olduğu için Crystal Palace bu teklifi kabul etmiyor.
Newcastle ile birlikte son dönemlerde İngilterenin oyuncu öğütme merkezi olan Tottenham kulübü 4.5 milyon pound+ 2 genç oyuncu kiralama şartıyla Routledge'ın bonserivisini alıyor.

Routledge Tottenhamdaki 4 senelik kariyerinde yaşı 20'yi geçmesine rağmen hep genç oyuncu muamelesi görüyor ve toplamda beş teknik direktör görüyor. Dahası, 4 senelik Tottenham kariyerinde 3 hazırlık 1'i F.A Cup maçı olmak üzere sadece dört maçta oynuyor. Sonrası malum. Kiralık yılları ve kariyerinin bitişi anlamına gelen Championship yılları.

Wayne Routledge Tottenham'a dört yıl boyunca yaklaşık 12 milyon euroluk bir yük bindirirken Damien Comolli ve başta Glenn Hoddle soğuk su içmekten boğazları şişerken, bugün Walcott'un bonservisine 18 milyon pound değer biçiliyor.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Hall of Shame Ep4

Ali Dia. Bu arkadaşı yazmak bugüne nasip oldu. Çok ama çok garip ve bir o kadar komik bir futbol kariyeri vardır bu arkadaşın.

Öncelikle bu kişinin oynadığı futbol ile ilgili tek bir referans bir isim vereceğim: Ali Lukunku. Evet, sanırım biraz aydınlandık. Geçelim.

Ali Dia'nın transferi Southampton menajeri Souness'in tıpkı menajerlik oyunlarındaki gibi Southampton forveti olan Weah'a yanında mevkidaş olarak kimi istersin sorusu ile başlar. Weah : Benim Dijonda oynayan kuzenim var, yıllardır orada burada kiralık oynar. İsterseniz onu alalım gibisinden anlatınca Ali Dia'nın Southampton'a transferi hız alır. Ancak hikaye burada başlıyor.

Ali Dia ve bonservisinin sahip olduğu Dijon kulübü Southamton'a 2.2 milyon'a evet derken Ali Dia bu transferin ardından ülkesine yani Dakara bir köy düğününe gider. Ancak her ne olduysa bu düğünde silahlı çatışma yaşanır ve olayların içerisinde Ali Dia'nın adı geçer. Bunun üzerine Ali Dia'nın İngilterede futbol oynayabilmesi için geçerli olan çalışma izni iptal olur. Bonservis parasını kaptıran Southampton kulübü Ali Dia'yı İngiltereye turist vizesi ile getirir. Planları Ali Dia'nın elinde ayrıca bulunan Fransız pasaportunu iptal etmek ve yaşını 21'e düşürerek İngiliz hükümetine sığınma talep etmesini sağlamaktır.

Plan çok iyi işlemiştir. Ali Dia Southampton kulübüne yaklaşık 4 milyon pound masrafla transfer olmuştur.

Ligler başladığında ise Ali Dia Southampton kulübünde sadece 32 dakika görev almıştır. Ve dört ma sonra bonservisi karşılıklı feshedilmiştir. Ama hikaye burada da bitmemiştir.

Ülkesine dönen Ali Dia ayrıyeten sahip olduğu Fransız vatandaşlığından çıkarıldığı için Senegal'de havalanına girer girmez tutuklanıp asker kaçağı olduğu tespit edilmiş ve sekiz aylık zorunlu askerlik yapmıştır.

Ve birkaç yıl sonra Adaya dönüp tekrardan futbol hayatına devam etmek isteyen ancak başarısız olan Dia, en sonunda soğuk su işinde iyi para var deyip damacana işine girmiş olmalı.

4 Haziran 2009 Perşembe

Hall of Shame Ep3

Tottenham kulübüne geldiğinde "Southampton'u lige çıkarmış adam" olarak tanıtılan ve ilerleyen zamanlarda Rio Ferdinand ile İngiliz milli takımı defans tandemini on yıl götürür denilen Dean Richards her nasıl Southampton'dan geldiği zamanki ünvanını az kalsın "Tottenham'ı düşüren adam'a" dönüştürücekti ki zaman kalmadı, lig bitti. 2000 yılının sezon başında 10.75 milyon pound'a Tottenham'a transfer olan Richards, Ledley King'in sakatlanması yüzünden forma şansı buldu ama şans onu bulamadı. Kontratındaki karşılıklı tazminat yüzünden ne o Tottenham'dan ne de Tottenham ondan ayrılabildi. Yıllar 2005'i gösterdiğinde ilk 11'i bırakın, kendisini antreman fotoğrafları kadrajında bile bulamayınca sakatlığını bahane edip Londra'dan ayrıldığında aynı zamanda kariyeri de bitiyordu. Bu transfer, 6 yıl boyunca Tottenham'ın toplamda 21 milyon pound'unun havaya atılması anlamına geliyorken, aynı zamanda Richards'ın kariyerinin bitmesine neden oluyordu.

2 Haziran 2009 Salı

Hall of Shame Ep2

Büyük umutlarla Venezia'dan sessizce adaya gelip yine sessizce terk eden adamlardan yalnızca biridir Massimo Taibi. Bu satırlarda, daha doğrusu bu seride kendisinin yer almasının nedeni büyük umutlarla transfer olduğu kulüpte sadece 4 kez maça çıkabilmiş ya da 11 milyon dolara transfer edilmiş olması değil.

Sadece dört maç oynadığı Manchaster United kulübünün taraftarlarının, yenen kötü golden sonra kendi aralarında "Taibi golü", yapılan her hatada "Taibi hatası" dedirtecek kadar(!) ne yaptıysa yapsın, Massimo bu listede kendine yer edinmek için oldukça uğraşmış olmalı.

31 Mayıs 2009 Pazar

Hall Of Shame Ep1

Her ne kadar futbolun öğelerinden biri olan oyuncuları "övme" mertebesinden "yerme" seviyesine çekecek olsak da evet, yeni bir bölümümüz var. Bu bölümde hani şu meşhur "Transfer olduğu takımda hayal kırıklığı yaratan yıldız oyuncu" klişesini inceleyeceğiz. Çok çok eskilerden önümüzde bir çok örnek olsa da, malesef bu oyuncuların bonservis bedelleri net bir biçimde kaynaklarda bulunmadığından 10-15 senelik periyod'u inceleyeceğim. Ha keza, kıstas bonservis bedeli ve bu oyuncuların geçmiş kariyeri ve transfer olduğu takımda ne kadar yer aldığı ile ilgili olacak. İlk örneğimiz Sean Dundee.

Alman oyuncu Michael Owen'ın yokluğundan kaynaklanan boşluğu doldurmak için 8 milyon dolar karşılığında Liverpool'a transfer olduğunda kariyerinde çıktığı toplam maç yani 121 maçtaki gol ortalaması 0.610 idi. Ve toplamda 1.5 sezon bulunduğu Liverpool kariyerinde bırakın gol atmayı toplamda sadece üç hazırlık maçında görev aldı. Fazlasıyla hak ediyor ilk bölümü Sean Dundee.