Lost Ham United etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lost Ham United etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Lost Ham United Ep5; İdmanocağı

Yukarıdaki fotoğrafın renkli ve kuşe basımını retro usül rock grubu tavrına âhlil etsek dahi, bu rock grubu tavrını Tarkovsky'in elinden çıkmış Stalker'ın boş fabrika duvarları önünde poz veren adamlar derinliğinde incelememiz mümkün değil.

Değil ki anarşist tavır; uysallığın verdiği bilinçaltının altında yatan başkaldırının başkenti Trabzon'da sanayi localarını elinde bulunduran Pontus Rumlular'ın sağladığı futbol malzemeleri parası, Mekteb-i Muallimlerin futbol bilgisi ile kurulan İdmanocağı, teorik olarak Trabzonspor'un ilk halidir.

Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan kulübün maddi olarak tedarikçisinin Rum asıllı Türk vatandaşları olması ne kadar ironi barındırıyorsa barındırsın, İkinci Dünya Savaşı sonrası bu kulübün atletizmden hallice bir kulübe dönüşmesi şehrin futbol'u kaldıramadığı izlenimini vermez.


"
Karadeniz'in asi suları", "Dağların keskin çocukları" gibi pembe edebiyat laflarına girmeden hemen belirteyim; Bu futbol coğrafyasında Trabzonspor'un derme çatma orijininden geldiğini göremezseniz, mesneti, beden terbiyesi adı altında askeri statükoya bağlı Ankara kulüpleri, kafkanı'nı atıp İngilizler sayesinde futbol öğrenen İstanbul Tüccarlarını, bölgesel bağımsızlığını futbola eksenli diaspora haline getirmiş Doğu Anadolu futbol kulüplerini görürsünüz.

İroni kaldıran bir yapınız var ise eğer, Trabzonsporu çok seversiniz.

Ki o zaman; kadrajı derinleştirmek için kullanılan boş fabrika duvarları yıkılır, kazanma kültürünü sırtına aldığı sadece "futbol" ve kültürünü kazanmaya çalışan yeni bir Trabzonspor görürsünüz.

8 Ekim 2009 Perşembe

Lost Ham United Ep4; Arenas Club de Getxo

Lost Ham United bölümünün yeni kulübü Arenas Club adıyla bilinen Arenas Club de Getxo.

Arenas Club'ün başına gelenler aslında İspanya 1930-1940 tarihini özetler nitelikte. Futbol'un siyasete, halka karışmasının ne denli boyutlara gelebileceğinin de bir göstergesi olmuştur. Bask bölgesi Bilbao'nun yine bir bask bölgesi komşu şehri Biscay şehrinin takımı olan Arenas Club de Getxo, halkın kraliyet'den bir futbol takımı kurulması isteğiyle kurulmuş gibi gözükse de, gerçek olan hikaye Arenas Club oyuncularının Athletic Bilbao takımından ayrılıkçı düşünceleri nedeni ile ayrılmak istemesidir.

Bilbao kulübünün Cop Del Rey'e katılmasını gerekçe gösteren oyuncular 45 kilometre uzaklıktaki Biscan'da kendilerine antreman sahası bularak futbol kulübü kurmaya karar verirler. Ve kendi şehirlerinde çok büyük ilgi görürler.

Bu ilgi kısa zamanda onları para toplayabilecek bir seviyeye getirir. Çünkü La Liga 1932'den önce divizyon şeklinde olmayıp kuzey ve güney ligleri şeklinde mahallileştirilmişti. Ve mahalli liglere katılma şartı yolculuklara gidilebilmesi gereken paranın kulüpte teminat olarak gösterilmesi idi. Nitekim mahalli liglerde oynayan Arenas Club, Bilbao'nun La Liga'da daha fazla ün salmasını görünce Bask halkı için La Liga'da oynamayı kabul ederek birinci lige yükselir.

Ancak bu katılım onlar için bir başlangıç değil, son olacaktı. Çünkü La Liga'ya katıldıkları sene henüz üçüncülüğü elde etmiş ve dikkatleri çekince Bask bölgesinin yeni yıldızları bu takımda oynamak istemişlerdi. Hatta Athletic Bilbao oyuncu Mikal Barcelona kulübünden tehdit aldığını öne sürerek Biscan şehrine yerleşmiş ve daha sonraları Arenas Club'da oynamaya başlamıştı. Mikal'ın katılımı ile Arenas Club çıtayı yükseltmiş ve diğer iki sene ligde beşinci olarak ligde kalıcı olduğunu göstermiştir.

Real Union, Real Sociedad, Bilbao, Barcelona gibi kulüplerin amacı Bask bölgesinin futbol liderliğini ele alıp Kral Alfonso'ya karşı direniş iması vermekti. Bu bağlamda Arenas kulübünü kendilerine kardeş değilde kendilerine yardımcı kulüp olarak seçmek istediler. İstekleri Arenas Club'ün kendi aralarında oynayacakları maçlarda futbol tabiri ile yatmasını isterler. Ancak bu olaydan bir yıl sonra yani Arenas Club ligde 14. olduğu sene Real Unionla bir beraberlik alıp diğer bask takımlarına yenilince kendi isteği dışında yaftayı yedi.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi 1935 İspanya iç savaşında Biscay kenti Tifo sebebi ile karantinaya alınınca Arenas Club de Getxo tekrardan mahalli liglerde oynamaya başlamış, İspanya iç savaşı büyüyüp liglere 4 yıl ara verilince oyuncular futbolu bırakıp kulübü Athletic Bilbao'ya devretmiştir.

28 Ağustos 2009 Cuma

Lost Ham United Ep3; Leeds United FC

1960'lı yıllara damga vurup bugün kaybolan birçok takım biliyoruz. Bu bölüm haliyle son bulmaz. Ancak bırakın 60'lı yılları, milenyum'un başında bir hayli başarılı olupta bugün kaybolan bir takımı bulmak zor, üstelik Ada'da bir hayli zor. Çünkü bilhassa Adadaki futbol kulüplerin ekonomik girdi ve teşkilatlanmalarının Avrupadaki birçok kulübe göre taşra şirketi gibi kaldığını görebiliyoruz. Bugün, farz-ı mahal Fransa, İtalya ve İngiltere'den "denk" takımları seçip bunların ekonomik ve sosyo açılımlarını incelediğimizde ortada birçok farklılıklar görüyoruz. Ekonomik yapılanma, altyapı uygulamaları, şirket halleri ve konsorsiyumlar gibi olağanca olmayan birçok farklılıklar bunlar. İşte bu bağlamda Leeds United gibi bir kulübün 2001 yılında Şampiyonlar ligi yarı finali oynadığı halde, bugün neden sportif başarısızlık ve dolayısı ile finansal kayıpları içerisinde olduğunu anlamak zor elbet. Ama açıklanabilir.

Leeds United kulübü 1969 yılındaki ezici şampiyonluğundan sonra, şehrin kulübe ve futbola bakış açısı inanılmaz değişmiştir. Tam bir sene sonra kulüp tüzüğünde olmadığı halde Leeds kulübü İrlanda ve İngiltere'nin farklı yerlerinde altyapı okulları açmaya başlamıştır. Hemen belirteyim, ezeli rakip Manchaster United bile Manchaster dışındaki ailk altyapı okulunu 1989'da açmıştır. Bu örnek bile Leeds United kulübünün altyapıya ne kadar değer verdiğinin kanıtıdır. Nitekim Leeds United kulübü ilerleyen senelerde İngiliz ligine tabiri cazise ambargo koymuş ezici oyun üsütünlüğüne rağmen özellikle 71 ve 72 senesinde Premier ligini akıl almaz hatalarla kaybetmişlerdir. Bu kayıplara rağmen 1973 senesindeki Sunderland'e sattıkları meşhur transferler yani Mattehws, Gill gibi oyuncu kayplarına rağmen 1974 senesinde gelen şampiyonluk tamami ile altyapının bir ürünüdür.

Birçok kişinin bilmediği gibi Eric Cantona'nın gibi bir oyuncuyu tam 16 yaşındayken altyapıya sokup o dönem ailesinin çalışma izni alamadığı gerekçesi ile tekrar Auxerre kulübüne katılmasını sağlayan kulüp Leeds United'dır. Ve o dönem bırakın Fransa'da oyuncu izlemeyi Türkiye'ye gelip Beşiktaş'ın atom karıncası Rıza'yı transfer etmek için girişimlerde bulunmuşlardır.

İngiltere ligi Premier ligi olmadan önce birçok oyuncuyu İngiltere ligi piyasasına çıkaran Leeds kulübü 1988 yılında bir alt lige düşse de tam iki yıl sonra Fowler, Martyn gibi oyuncuları sayesinde tekrar şampiyon olmuş ama derin bir darbe almıştır. Kiralık olarak oynadıkları stadı alma girişimlerinde bulunmuşlar ve buraya akıttıkları 29 milyon pound sayesinde İngiltere dışındaki altyapıları kapatmak zorunda kalmışlardır. Ancak yine de bu onlar için sorun olmamış Rio Ferdinand, Robbie Keane, Hasselbaink, Harry Kewell, Dacourt, Alan Smith, Viduka, Kelly gibi oyuncuları ve dahasını tam drt sene içerisinde Premier ligine kazandırmış ve bu kazanç onları Şampiyonlar liginde yarı finale kadar taşımıştır.

İşte tam bu noktada yani 2000'li yılların başında Leeds kulübünde olan olaylar tam bir muammadır. Kulübe altı yıl içerisinde giren para 180 milyon pound olmasına rağmen Leeds kulübü 2003 yılında iflas bayrağını çeker. Kimi kaynaklar paranın başka kaynaklara aktarıldığını, kimi kaynaklar ise kulübün zaten 1980'li yılların başından beri borçlu olduğunu yazıyor. Bunların hiçbiri doğrulanmadı.

Nitekim kulübün öz kaynakları birer birer tükenince FA tarafından zorla satılmak istendi. Bulgarlar konsorsiyum oluşturarak almak istedi ama bataklığın derinliğini görünce çekilmek zorunda kaldılar. Ve o hazin 2005-06 yılında 10 puanı slinen Leeds oyucuların maaşını dahi ödemekte zorluk çekince alt lige düşmekten kurtulamadı. Bugün Premier liginin üçüncü alt kademesinde oynuyorlar. Çok sevdiğim İskoç adam Gordon Strachan'ın o dönem oynadığı Leeds kulübü ile ilgili verdiği demeci paylaşalım;

"... o yıllar Leeds için inanılmazdı. Düşünebiliyor musunuz Liverpool deplasmanına gitmeden önce şehirdeki büyük bahisçilere uğrar kazanacağımıza dair bahis oynardım. Nitekim bol bol kazandık. Ama Merseyside tarafı çok üstündü, Arsenal ve Manchaster de öyleydi. Ligde dördüncü olduğumuz sene bile çok iyi primler veren kulüp şampiyon olduğumuz sene yüzümüze bakmadı bile. Hatta kendimize kulüp bulursak bizim için iyi olacağı söylenmişti.." Gordon Strachan

11 Ağustos 2009 Salı

Lost Ham United Ep2; Taksim Spor


Ülkelerin futbol tarihlerinde azınlık takımları ve bunun tabii sonucu olarak milli takım çıkmazları hep sorun olarak baş göstermiştir. Bugün geriye şöyle baktığımızda bundan karlı olarak çıkan takımın/takımların sadece İspanya Bask azınlığı olduğunu görüyoruz. Yugoslavya, Rusya, Almanya, Mısır hatta kendini Helenik azınlık olarak sayan İtalyan takımları bile bu azınlık kavramının altında ezilmiş, ve bugün endüstriyelleşen futbolun dimağında eriyip gitmiştir. Dile kolay, 1972'de Avrupa'da toplamda 63 azınlık takımı varken bugün ulusal liglerinde oynayan sadece 6 azınlık takımı var. Ve azınlık takımı sayısında ulusal bazda artış Afrika liglerine kaymış durumda.

Bu durum esasında toplumsal gelişimlerin sosyo-kültürel bir açılımı gibi duruyor. Faşizm'in bir açılımı sonrasında kapitalizm'in bu açılımı yok edecek seviyedeki toplumsal uygulamaları futbol üzerinde nüksedince orytaya böyle bir sonuç çıkıyor.

İşte bu söylediklerimizin üzerine ülkemizdeki birkaç takımı saymazsak köklü olarak tek azınlık kulübü olarak sayılan Taksimspordan bölüm gereği bahsedeceğiz. Çünkü onlar da artık kayıp; 60'lı yıllara yaklaşıldığında ulusal lige dahil olmadığı halde büyük takımların ayağına çelme takan, buna karşın bugün bütçesi 100.000 ytl'yi bulmayan bir takımdan.

Açık konuşmak gerekirse Taksimspor hakkında ortada bulunan iki itham ve üç iddia var. Bunları yazıp herhangi bir yorum bulunmadan yorumu sizlere bırakacağım. Bunlardan birincisi Taksimsporu kuran ve o dönem kuyumculuk ve değerli maden işlerinde uğraşan Ermeni iş adamlarının takım üzerinden vergi kaçırmasıdır. İkincisi ise kurtuluş ve Feriköyde bulunan Ermeni halkın sesini duyurmasıdır. İddialar ise Beşiktaş, Vefa ve Galatasaray kulübünde bulunan oyuncuların kendilerine Ermeni oldukları için takımda yer verilmediğini savunmaları idi. İkincisi ise Galatasaray kulübünün vakfında ve genelkurulunda oluşan Fransız lobiciliği ve bunun sonucunda İkinci dünya savaşı öncesinde Ermenistan'ın Türkiye devletine olan tutumu. Ve üçüncüsü, bu takımın Ermeni azınlığın desteğini arkasına alarak tıpkı Bilbao ekibi gibi sadece Ermeni olan oyuncuları oynatmak istemesi. Bunlar Taksimspor hakkında oluşan itham ve iddia'dır.

Taksimspor bugünlere gelindiğinde ekonomik gücünü bir şekilde kaybetmiş, tıpkı Leeds United gibi başarısızlık sonucu bünyesinde bulunan şirket mali gücünü tamamen kaybetmiştir. 1980'lere kadar aktif olarak ulusal liglerde oynayan bu takımdan Lefteri Gabris İstanbulluoğlu, Teodanis gibi oyuncular çıkmıştır.

Kulüp şu sıralar amatör kümede mücadele ediyor ve maçlarını Feriköydeki stadyumdan büyük Sarıgül reklamlarının bulunduğu sahada oynuyor.

Hemen belirtelim, bu serinin bundan sonraki yazısı Ada'dan Leeds United kulübü olacak.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Lost Ham United Ep1; Unione Sportiva Cremonese

Bloğa yazılar yolladıkça kategorilerin ve dolayısı ile "etiket, "konu alanı" gibi çeşitliklerin ve kavramların dallanmaya/budaklanmaya başladığını görsek de "kaybolan" kulüplere bloğun bu konseptinde yer vermez isek çok ayıp olurdu. Nitekim böyle bir yazı serisi yapmaya çalışaım.

İtalya ligini 80'li yılların sonunda ve 90'lı yılların başında bir şekilde takip edenlerin U.S Cremoneseyi bilmemesi imkansız gibidir. Bilhassa başarılı oldukları 1990-93 yılları arasında inanılmaz bir çıkış yakalmış, "kız kardeşlere" 100.000'lik Cremona kentinden selam çakarak "Ligde biz de varız" demeyi başarmışlardı.

Hatta o dönem kadroda bulunan Enrico Chiesa,Guiseppe Favalli, Gianluca Vialli gibi oyuncuları milli takıma yollayıp ilerleyen sezonda "Kız kardeşlere" teker teker pazarlamışlardı. Sonrası malum, sağlam bir zemine bağlı olmayan bu 106 yıllık kulübü tekrardan Serie A'ya çıkarmak zor oldu.

Altyapısı olmayan ve gündelik başarıya endekslenmiş her futbol kulübü gibi onlarda hakkettiği/haketmediği yerdeler şu an. Ve daha önemlisi sadece 3 milyon Euro'ya alıcı bekliyorlar.

Bölümün gelecek yazısı Taksimspor olacak.