Football Quotes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Football Quotes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2011 Pazartesi

Football Quotes #45

"..... Evet doğru, fakir Evertonian mahallelerinde oturuyorum ve çok rahatım. Ve derginiz yoluyla şunu söyleyeyim, paranın benim için bir önemi yok. Hatta kazandığım parayı Everton'a bahis yatırıyorum. Everton kazansa para alıp seviniyorum, Everton kaybederse daha çok seviniyorum. Bu yüzden benim adım Kenneth değil, çünkü ben Liverpool'lu Kenny'im; nerede oturduğumun hiçbir önemi yok"

Kenny Dalglish "The King"

16 Eylül 2010 Perşembe

United Against United

Leeds United kulübü, bulunduğu futbolun kültürünün ünü henüz ada'nın dışına çıkmamış iken belli zaman aralıklarında Britanya topraklarında en nefret edilen kulüp olma yolunda emin adımlarla ilerlerken, bu ünü güçlendirme aşamasında bugünün catenaccio'sunu uzak doğu dövüş sanatları ile süsleyerek maçlarını kazanıyordu.

Kuzey Karolayna sigarası Camel ise sattığı ürünü İskoçya'dan sonra İngiltere sınırlarına sokarken dönemin punk kültürü sonrası yeni evreleşmeye başlayan futbol komütatif kültürü içerisinde pazarlayarak satmaya çalışmış ve nitekim kısmen başarılı olmuştur.

Heineken ve Carlsberg'in her çekilen Best fotoğrafında viralliği sorgulanırken futbola sigara reklamları girmiş ve tam 12 yıl boyunca tartışılmış, en sonunda yasaklanmıştı yasaklanmasına da; Camel markası lakabı deve olan Jack Charlton'u tam 8 yıl boyunca reklam tanıtımında kullanmıştır.

İngiliz humor'u ile bu kadar oluyor; ki öyle bir şey yok.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Football Quotes #44

Kenny'i Celtic'ten çekip almak bizi başarısız, Liverpool'u daha(bir süre sessizlik) başarılı yapmaz, yani yapmayabilir. (Spiker tam yeni bir soruya yönelmişken)Ah! Lanet olsun. Tabi ki, daha başarılı olacaklar. Kenny bu! Kenny Dalglish! Bu çocuk, o... ç.... paganları bile koyu katolik yapacak kadar iyi bir çocuk.

Jock Stein, Kenny Dalglish'in Celtic'ten ayrılmasına müteakip ülkenin tek devlet radyosuna bu açıklamayı yaparken radyo yayını bir buçuk dakikalığına gitmişti. İnsanlar radyolarının bozulduğunu sanmıştı ama yanılmışlardı; Çünkü Jock Stein pişmandı.

Blog'u uzun süre boşladıktan sonra güzel insan Jock Stein'den bir alıntı ile açmamak olmazdı. Herkese yeniden merhaba.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Football Quotes #43

"Billy(Bremner) ile bahçemdeki köpeğin tek farkı tasmayla hükmetme ile ilgili yeteneklerimdi. Artık emekli olup bunadığım için böyle konuşmuyorum; çok samimiyim. Hakemler Bremner'a fazlaca adil olmuş olabilir ya da Bremner çok şanslıydı. Çünkü Bremner'in bahçemdeki köpekten farkı yoktu. "

Bily Bremnier, dönemin haşin ve aynı orantıda hırçın takımı olan Leeds United takımında yaptığı hareketlerin meyvesini aralıksız üç maç üst üste kırmızı kartla alıp Don Revie'nin bir şekilde ayağını kaydırınca Don Revie her zamanki gibi sarkastik ve bir o kadar kendiyle çelişen bu demeci veriyor.

Ancak yıllar sonra Guardian tabloid'i, Don Revie'yi ligden usandırıp bir şekilde ulusal takımın başına geçirmek için federasyon'un bariz bir plan içinde Leeds oyuncularını ufak ufak futbol dışına iterek Don Revie'nin Leeds'den ayrılmasına sebep olacak bir kurgunun olduğunu iddia etmiştir.

22 Ocak 2010 Cuma

Football Quotes #42

".... Mesela 66 Kupasında İngiltere federasyonu yayın yapan ülkelerden para aldı. Biz de eğer canlı yayını ülkenin her yanına verebilirsek bu işten para kazanabiliriz. "

Corrado Ferlaino

Mâlumunuz yayın hakkı, yayın geliri gibi kavramların olmadığı yıllarda, bu fikri ve dolayısı ile cereyanı kim açığa kavuşturmuştur diye araştırırken bu işin pek tahmin edilmediği gibi İtalyan futbolundan kıvılcım oluşturduğu görülüyor.

Benim tahminim televizyon kanalları daha önce özelleşen İspanya idi, ama yanıldım. 1971 yılında safi devlet kanalı bulunan İtalya'da gariptir, hükümet modeli yıllar boyu yap-işlet iken, Radyoculuk ve Sinema'da yap-sat olmuş ve bilinen ilk yayın gelirini İtalyan futbolunun önde gelen kulüpleri almıştır. Tabi, maçları yayınlanan kulüpler desek daha doğru olur.

Beynelmilel yahut kendi düzeyinde ihale yapılmadan kulüplere 1972 yılında toplamda bugünün parası ile 340 bin Euro verilmiş.

Maksadımız hesap makinalarını çıkarmak değil. Napoli'nin efsane başkanı Ferlaino bu lafı ederken yıl henüz 1968 ve ortada bırakın yayını, televizyonlar çok gelişmiş değil.

Bu lafın yarattığı akıbet, ertesi günkü gazetelerde görülüyor. Hükümet yanlısı gazeteler "Ferlaino daha az şampanya içerse oyuncuların parasını ödeyebilir" deniyor.

Ama bugün İtalya'da 600 milyon euro'luk yayın ihalesinin kararı verilirken bunun kaç adet şampanya edebileceği hesabı bizlere düşüyor.

Hesap makinesi kullanmak serbest; Ferlaino'ya saydırmak yasak.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Football Quotes #41

"Bizi henüz ölmeden cehenneme uygun gördükleri için teşekkür ediyorum. Ama ne var ki, Atletico Madrid takımı yıllardır Araf 'ta. Ne cenneti hakedecek kadar başarılı, ne de cehennemi hakedecek kadar gururlular*."

Javier Irureta

Real Sociedad için sezonun en önemli maçı gibi gözüken Atletico Madrid maçı öncesi Jesus Gil için "Namussuz adam" diyen Sociedad menajeri Javier Irrueta, başkanına bağlı olan Madridlilerin stadı Cehennem yerine çevirecek olmalarını sorgulayan basın muhabirine böyle cevap veriyor.

Gayet tabi, kıssadan hisseyi böylece bitirmekte fayda yok. Çünkü Irrueta'yı belediye işçisi iken kulübe sokan adam da Jesus Gil, kovan da. Nereden bakılsa 10 yıllık Atletico Madrid futbolculuk
kariyeri olan bu teknik adam, Barnabeu'da 11 yıllık Atletico hüsranına son vermiş adam da olsa, onu soyadından dolayı dönemin terörist grubuna(Eta) benzetmek sadece Jesus Gil'in işi olurdu.

Cevabını da almış zaten. Saygımız büyük.

* Ligin son üç maçında Atletico Madrid'in maçları satın aldığı iddiası üzerine Jesus Gil; "Madrid'in en gururlu insanı benim" demiş ve Irrueta gurur lafını bir ironi olarak aksetmiştir.

29 Aralık 2009 Salı

Football Quotes #40

"...İnanın bana, İngiltere'de futbol ligleri beş yıl üst üste yazın oynansa daha kaliteli defans adamları yetişir. Aslında bu teklif değil, makul olanı."

Sir Alf Ramsey

Alf Ramsey'in Birmingham'daki kariyeri defansın Everton'a iki adet kendi kalesine gol, ve bir adet penaltı hediyesi sayesinde 6-1'lik maçı ile bitmiştir. Daha doğrusu hiçbir güç onu Birmingham şehrinden alacak kadar muktedir olmamıştır; kendisi bu yolu seçmiştir. Ancak giderken Birmingham takımının defansına ve dolayısı ile İngiltere'de top koşturan defans oyunculara tabir-i caizse giderini yapmış, bir daha da futbola bulaşmamıştır.

İngiltere liginde oynayan defans oyuncuları bugün çok tartışılmaz ama hemen kıta sahanlığında Rotterdam'da dönemin en iyi futbol düzeni olan Total Futbol doğduğunda defans oyuncularının futbol sahalarında neler yapabileceklerini görüp kendilerine çeki düzen vermişler midir bilemiyorum.

Ancak bugüne değin, ne zaman İngiltere'de defans oyuncularının tabiri caizse "odunluğu" tartışılsa eski defans oyuncuları Ada'daki yağış rejimini öne sürer, bunu bir çeşit futbol kültüründen geldiğini sanmazlardı. Oysa ki, Amsterdam'da da aynı yağış rejimi vardı, Rotterdam'da da.

Tüm vaktini Catenaccio hakkında olumsuz eleştiri yağdırmakla meşgul olan İngiliz Futbol ulemaları o yaz Dünya Kupasında karşılarında İtalya ve defansını bulunca şunu diyecekti;

"İtalyan Hükümeti Toscana'ya ne zaman yağmur bombası atar o zaman eşitleniriz. Bu defans oyuncuları ile İngiltere'nin İtalya'yı yenmesi çok güç."

16 Aralık 2009 Çarşamba

Football Quotes #39

"Allessandro(Altobelli) gol sonrası tribünlere o kadar hızlı gitti ki, elimizde sprinter forvet olduğu kanısına vardım." Dino Zoff

Dino Zoff, o dönem ağır ve yavaş olduğu gerekçesi ile çok eleştirilen İtalyan forveti Alessandro Altobelli'ye transfer olduğu ilk günlerde arka çıkmıştı. Çünkü Altobelli iki sezon önceki Inter-Juventus maçı sonrası Juventus taraftarına "korkak mafya köpekleri" demiş ve o dönem Torino'da Papa'dan sonra sivil'de ıssız bir köşede karşılaşma isteği bulunan Juve taraftarlarının hayallerini süslemişti.

Futbol tezatıdır, yine aynı Altobelli bir sürü tantanadan sonra Milano'dan Torino yolu tutat. Ancak futbol olarak varlık gösteremez. O kadar kötüdür ki, 12 maçta hiç gol atmadığı gibi maçların hepsini aşırı kilo ve yavaşlığı sebebi ile 90 dakika tamamlayamaz.

İşte tam bu noktada, yani bu demecin oluştuğu maç olan Juventus-Atalanta maçında Juve 2-0 önde iken Atalanta kalecisi korner sırasında sakatlanır ama Altobelli kaleden uzaklaşan topa koşar ve yaklaşık 30 metreden golü atar. Ve yine aynı hassayitle(!) gol sonrası tribünlere hiç olmadığı bir hızla koşarak golü kutlar.

Altobelli bu demeç sonrası bavulunu alıp Torino'dan kaçar. Zoff ise devre arasında Roma'ya hava almaya gitmişken, Lazio'ya teknik direktör olur.

Futbol tezatı kaldırmaz, ama intikamı hoş görür. Ertesi sene Altobelli Brescia forması altında biri kupa, ikisi lig maçı olmak üzere Lazio'ya tam 5 gol atar. Ha keza, şunu da söyleyelim, Altobelli o sene toplamda 6 gol atmıştır.

Ama bu gol sonraları tribünlere yine aynı hızla koşmuş mudur, araştırmakta fayda var.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Football Quotes #38

"...Gol güzeldi zaten. Ama Metin kardeşime bir lafım var. Metinciğim, adam oradan telgraf çekse üç günde gelir, sen ise oradan gol yiyorsun..." Vedat Okyar

Vedat Okyar yanılmıyorsam(Yanılıyorsam lütfen düzeltin) Tsyd kupasında Beşiktaş ile Galatasaray maçında uzaktan gol yiyen Beşiktaş kalecisi Küçük Metin'e serzenişte bulunurken.

Bu arada hazır Vedat Ağabey'i anmışken, marjinal maliyeti ne kadar olmuştur bilmiyorum ama amme hizmeti sonsuz değerde olan Şampiyon Beşiktaş adlı kısa filmi izlemenizi öneriyorum. Emeği geçen herkese buradan teşekkür ediyorum.

1 Aralık 2009 Salı

Football Quotes #37

"Kazananlar hep yalnızdır." Raymond Kopa (1959)

"Kazanan en nihayetinde hep yalnızdır." Paolo Coelho (2008)

Fransa'nın altın çağında Just Fontaine ile birlikte takımı sırtlayıp kupaları sıraladığında en hakiki Polonyalı'nın bile sevebildiği bir Fransız olmuştu Kopa; nam-ı diğer "Meusieur Legion d'Honneur". Hatta 1998 Dünya kupasında Fransız Milli takımın tabiri caizse maskotu olmuş, hiç sevmediğim Pele'nin listesine hatır, gönül olmadan girebilmişti. Şimdi, 79 yaşında şarabın şişesini eline almış, futbolu bırakmasına vesile olan alkol müptelasına yine boyun eğmiş. Fransız Devlet nişanı olmasına rağmen Polonya'da bir devlet hastanesinde ölümle burun buruna.

Bir laf, olur da 40-50 yıl sonra idrak edilebilir. Ama o eski goller Best-seller olmaz ya, ona yanarım...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Football Quotes #36

".... Gökmen(Özdenak), sen efendi bir futbolcuydun, yine aynı şekilde efendi bir gazeteci olursun dedim. Bu bana hanım manım diyor hala. Lan oğlum, bizim hanım 35 yıldır Beşiktaş'ı mı daha çok seviyorsun yoksa beni mi diye sorup durdu. Hiçbirinde cevap vermedim. Daha da sormuyor, o da biliyor artık...." İlker Ateş

Körü öldürüp badem gözlü yapma metodunu kişisel düşüncelerimle çakışmadığı sürece yapmamaya özen gösteririm. Bu bağlamda, İlker ağabey'in Beşiktaş için dediği, düşündüğü her diyalektik fikre her zaman karşıydım, yine öyle. Ancak onun hakkında anlatılması gereken bir takım düşünceler var.

İlker ağabey dürüst bir spor yazarı olmasının yanında hafta içi Tekirdağ-Eskişehir arasını mekik dokuyarak tamami ile kendi çabalarıyla Beşiktaş altyapısına oyuncu katma derdinde iken, İngiliz kondisyonerlerin Barbaros caddesi kaldırımlarında yoktan varettiği "yeni nesil" -ki Beşiktaşlı dostlarım buna özkaynak der- kulüp ve taraftarlar arasında birer yanılsama olarak adlolmuş, sahici değil, ama gerçekten yeni bir nesil yetişmiş ve İlker ağabey görevini tam olarak yapmamış olsa da Beşiktaş kulübü altypasına "gerçek" hizmette bulunmuştur.

Bugün gelinen noktada Yemen Ekşioğlu'nun "Nazilli'de oynayan bir çocuk var, üff" tandanslı bir altyapı işlevi ile karşı karşıya olsak da, İlker ağabey'in kendi referanslarını kullanarak Recep, Ulvi, Servet, Hasan gibi oyuncuları kendi arabasıyla kulübe getiren kişi olduğu gerçeğini yadırgayamayız.

Varolsundu, Totaliter rejime ve dolayısı ile Seba, Bilgili ve Demirören yönetimini sürekli takdir etti ve propagandasını özellikle radyo programlarında iyi yaptı. İyi analiz ettiğini sandığı Beşiktaş maçlarını az da olsa fanatizme büründürdü ve çizgisini kaybetti. Bundan dolayı kendisine asla inanmadım ve güvenmedim.

Ancak yanlışta olsa inanarak Beşiktaş adına yaptığı tüm hizmetler için ona bir teşekkür borcumuz vardı, bu vesileyle teşekkürümüzü sunalım. Mekanı cennet olsun.

25 Ekim 2009 Pazar

Football Quotes #35

"..Veselinoviç çok sert bir adamdı. Maçtan önce bize afbuyrun küçük abdestimizi bile yaptırmazdı. Sonra Tufan abi söyledi bize. Küçük abdesti yapmadan çıkınca daha az yoruluyormuşuz. O sene Galatasaray maçı var tabi. Acayip tuvaletim geldi. Baktım Müjdat'a onun da yüzü gözü solmuş. Veselinoviç mahsustan bize su içirip kadroyu açıkladı. Ben dua ediyorum, Veselinoviç çıktığı anda koşup tuvaletimi yapacağım. Veselinoviç'in Türkçe'de bildiği tek kelime haydiydi. Haydi, haydi deyip soyunma odasından çıkınca bize sonra anlatıyorlar tabi(Gülüyor), ben Müjdatla millet odanın ortasında galibiyet yemini ederken tuvalet kavgası yapmışım. Galatasaray maçları hep böyleydi. Tuvaleti olmayan adama bile heyecandan tuvaletini yaptırırlardı..." Nezihi Tosuncuk

24 Ekim 2009 Cumartesi

Football Quotes #34

" ...Maçtan sonra Naci'nin (Naci Erdem) yanına gidip hatıra almak istedim. Benim o sene sonunda İtalya'ya transfer olayları vardı. Allah korusun bir daha görüşemeyiz diye Naci'ye "Ver şu formanı ihtiyar artık bana" dedim. Naci; "Kızıyorlar vallahi Bülent formayı verince, kolyemi vereyim sana" dedi. Yere eğildim, kramponundan çıkan çivisini aldım hatıra olarak. Beş-altı yıl önce hanım temizlik yaparken gravat tokalarımın arasında görmüş krampon çivisini almış atmış. Gelip sordu bana o neydi diye. Fenerbahçeli Naci'nin krampon çivisi deseydim, bizim bey iyice manyadı der diye ses etmedim. Ama o gece Allah var, gözüme uyku girmedi..."

Kaptan Bülent Eken

22 Ekim 2009 Perşembe

Football Quotes #33

"Hayatımda sadece üç şey var; Futbol, kadın, yalan. Ama ben bunların sadece ikisine sadığım." Trevor Francis

Trevor Francis, futbolun sahadaki Franz Kafkasıdır (!)

13 Ekim 2009 Salı

Football Quotes #32

" ...Hayır, o olaydan sonra hiçbir şekilde Etienne maçını yönetmeme izin vermemişlerdi. Herkes bana Saint Etienne'li hakem diyordu. Ama futbolu yakından takip edenler benim yönettiğim Saint Etienne maçlarını yakından incelesinler. Ben sadece futbol İspanyollar, Hollandalılar gibi hızlı oynansın istiyordum. Saint Etienne dirençli bir takımdı, fizikleri çok üst düzeydi. Rakip takımlara faul olmayacak derecede dirençlikte bir oyun planları vardı. Topu kazanıp tıpkı İspanyollar gibi dört pasta gol atan bir takımı durdurmak ne yazık ki benim literatürümde yok. Futbolu İtalyanlar gibi mi oynamak istiyorlar? Anlayamıyorum." Michel Vautrot

Dönemin belki de en ünlü hakemi Michel Vautrot'u yanılmıyorsam Türkiye-Rusya maçındaki babacan tavırlardan dolayı sevmiştik. Hatta kendisinin maç sonrasında Tanju'nun formasını almışlığı var. Bunu sempatik bulan Ahmet Çakar'ın Vanspor'lu Göksel'le saha içindeki forma değiş tokuş hikayesi ve de(Bununla ilgili fotoğraf internette vardı ancak bulamadım, elinde bulunan arkadaşların yorum sayfasına iliştirmeleri rica olunur) futbol federasyonundan 3 maç dinlenme cezası alması Michel Vautrot'un kabahati değil gayet tabi.

Michel Vautrot Dünya kupası final, yönetmesine rağmen ülkesinde hiç sevilmeyen bir hakemdi. St. Etienne'li hakem damgası yiyen Vautrot baskılara dayanamayarak bir alışveriş merkezine St.Etienne forması ile girince federasyon Vautrot'un fişini çekiyordu.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Football Quotes #31

"Televizyon olağanüstü bir alet. Şunu bir düşünün, maçlar televizyona girdiğinden beri Best artık ekrandaki kızlara hava atmak için oyunun her yerinde. Eskiden kenarda durup kendisine iç çamaşırı atan kızları tespit etmek için kanat dahi değiştirmezdi. Tonny Dunne'nın sarı kartsız bir maçı tamamladığını gördünüz mü? Artık Boltondaki bahisçiler bile Dunne'ın bir maçı sarı kartsız tamamlayamayacağını öngöremiyorlar, oranları ayarlayamıyorlar; lanet olsun. Siz, şişman ve çirkin kızların bile akşam yemeğe çıkmak için tereddüt ettiği Bobby Charlton'un ne zamandır saçlarına atların kafasına sürülen petrol atığı olan briyantin'i sürdüğünü biliyor musunuz? Lanet olsun dostum, söyler misin bana "sahaya seyirci gelmemiş ne farkeder?" Tommy Docherty

Bir basın muhabiri "Ulusal ligler artık televizyonda yayınlanmaya başladığından beri stadyuma seyircinin eskisine oranla az geldiğini belirterek, televizyonun İngiliz futboluna olan etkisini" Tommy Docherty'e sorduğunda bu cevabı alıyor. Bu arada Bobby Charlton'un saçlarının neden bir senede döküldüğü bahsi de en azından şu an için kapanmış gözüküyor bizim için.

8 Ekim 2009 Perşembe

Football Quotes #30

Başka bir yaşamda adım Odenkey olabilirdi. Fransız olmayabilirdim ama şimdi ben mavi formalıların kaptanı, kolumda kaptanlık bandı, kalbimin üzerinde bir horoz.. Sanki Gana’da değil de Nice’te doğmuşum gibi…” Marcel Desailly (Kaynak; "Kaptan" b.t:2003)

Fransa'da oynayan ve bir ikinci kimlik taşıyan futbolcular için ilham kaynağı olan futbolculardan Marcel Desailly, bir dönem bu kararından dolayı Gana'ya giriş yasağı yaşasa da, Fransa Dünya kupasını alınca kupayı ilk olarak turist vizesi alıp imitasyon dünya kupasını Gana'ya götürüp ne kadar içten bir adam olduğunu göstermişti. Aynı Gana vatandaşı Marcus Tresor Fransa'nın ilk siyahi kaptanı olduğu gibi kendi isteği ile Gana vatandaşlığından çıkmıştı.

Futbolculardan vefa beklemek garip bir duygu olsa da çoğu zaman futbolda vefa'nın ne işi var soruları ile muhatap olmak bile insanın canını sıkıyor. Bu sadece bir oyun, çünkü.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Football Quotes #29

"Ben transfer edeceğim oyuncuyu her zaman bir köşeye çeker ve aynı soruyu sorarım. Derim ki; Senden üç yaş küçük bir kardeşin var. Yani aranızdaki yaş farkı tam olarak 3. Tam 41 yıl sonra aranızdaki yaş farkı kaç olur?" Soru sadece bu olur. Ve o dönem transfer ettiğimiz oyuncuları bırakın, takımda bu sorunun cevabını veren tek kişi Bob Mckinlay'dı. Bu yüzden İngiltere'nin yeni bir dünya kupası kazanma olasılığı bu düzeyde oyuncularla sadece bir hiç." Brian Clough

Brian Clough bir basın muhabirinin İngiltere futbolu'nun yeni bir dünya kupası getirme şansı nedir? sorusuna cevabı.

29 Eylül 2009 Salı

Football Quotes #28

"İdealist olmak enayiliktir. Tıpkı enayiliğin İdealistliğe eşit olması gibi. Ama sorun şu ki; ya idealistsinizdir ya da enayi." Jimmy Graves

İngiltere milli takım kariyer hocalarından Don Revie'den sonra en çok eleştirilen Jimmy Graves'in kabahati Don Revie gibi külhanbeyliği taslamasından değil, tamamı ile İngiltere'ye o döneme uyamayacak şekilde bugün'ün 4-4-2'sini oynatmasıdır. Nitekim bu sözü çıktığı ve aynı zamanda 4-1 yenildiği Peru maçında sarf etmiştir.

Takımın sağ kanat oyuncusunu sağ beklerden kanat yapmasıyla ünlü bu adam kim bilir, ne yaptığı anlaşılamayan Mustafa Denizli gibi o dönem eleştirilmiş, ancak Milli takımdan ayrılıp Chelsea kulübüne altın dönemini yaşatmıştı.

Geçenlerde şu linkteki kitabın e-book versiyonu elime geçmişti. Özellikle İtalyan ve Alman futbolunun ağır eleştiri aldığı o günlerde Graves'in bu oyun hakkında anlattığı o kadar güzel şeyler var ki, bir göz gezdirmekte fayda var.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Football Quotes #27

"Bu yenilgi sonrası şampiyonluğa olan inancım Noel babaya olan inancımdan daha da az duruma geldi. Ama sorun şu ki; Ben Noel Babaya hala çok inanıyorum" Albert Batteux (Resimde solda ikinci)

Albert Batteux kazanılan 1970 şampiyonluğu sonrası bir basın mensubunun "Noel babanın size hediyesi ne oldu?" sorusuna elindeki kutlama için hazırda bulundurduğu şampanyayı göstermeden tam 3 ay önce Marsilya karşısında kendi evlerinde yenildiği maçtan sonra bu cümleleri söylüyor. Noel Baba sayesinde Saint-Etienne 70'li yıllara damga vuruyordu.