Nicknames etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nicknames etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2009 Perşembe

Nicknames; Cemil Usta

Adnan Menderes o yolu yapmasaydı Sebat Gençlik'in oyuncuları Trabzona değil de Samsun'a akardı diye bir laf vardır Trabzonsporlu değerli abilerimizin. Trabzon coğrafyasını bilmem ama Cemil Usta'nın doğuştan Trabzonsporlu doğduğuna dair şahitlik için kuyrukta beklerim. Nitekim kendisi sırf kuyrukta beklememek için stadyuma gitmemiştir, ölümünden önce.

Alsaydın ya Dozer Cemil kendine bir kombine stadın en güzel yerinden desek Trabzonlu arkadaşlar kızar bilirim, totemleri vardır; her maçı farklı yerlerden izlemek gibi. Endüstriyel futbol bu ya, totem kaldırmıyor. O cevval ellere kan pompalayan kalbin heyecanını kaldıramadığı günden beri aramızda yok Dozer Cemil.

Cemil Usta ismi, maç sonunda oyuncuların ciğer tava yemek için seçtikleri bir isim artık. Velakin bizim aklımız Liverpool'u pişiren Cemil Usta'da. Tıpkı ayakları ters ters Trabzon'a giden İstanbul takımlarının Dozer Cemil'e duyduğu saygı gibi.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Nicknames; Ruud Gullit

Futbol sahalarında oynayan herhangi bir esmer oyuncuya "esmer" demenin bile ırkçılık sayılacağını öngördüğümüz halde Ruud Gullit'in lakabının "Il Tulipe Nero"(Kara lale) olduğunu söylediğimizde kavga çıkabilir. Nitekim bu mahlas, Gullit Milan'da oynarken takıldığında Hollandalılar ufak bir tepki vermiş, bunun üzerine Gullit aylık olarak çıkan bir spor dergisine şöyle bir açıklama yapmıştı;

"İnsanlar benim savaşçılığımı bildiği için, bir dönem Versaillis savaşçılarına takılan Kara lale lakabını bana uygun görmüşler. Bu lakabın arkasında benim etnik kökenimle ilgili bir takıntı yok. Ben onlar için savaşmaya devam ediyorum..."

Herşey güzel, hoş; ama ortada Versaillis savaşçıları ya da tarih boyunca kendilerine Kara lale lakabı takılan şövalye de yok.

Koca futbol kariyerini bu lakabın gazıyla yaptıysa komik, hele koca kariyerini güzelleşmesine sebep olan Milano dolaylarındaki taraftarlar yalana sığındıysa daha da komik. Ama Ruud Gullit'in lakabı "Il tulipe Nero" idi; bu değişmez gerçek.

24 Temmuz 2009 Cuma

Nicknames; Garrincha

Futbol oyununun "vefasızlığını" baş gösterdiği an, örnek göstermeksizin ilk akla gelen isim Garrincha'dır. Umuyorum ki bu blogda onu ve kariyerinin başa çekildiği bu vefasızlığı ve herşeyden öte futbol oyununa yön veren stilinden uzunca bahsederiz. Ancak bölüm gereği asıl ismi Manoel Dos Santos olan bu oyuncunun mahlasının nereden geldiğinden bahsedeceğim.

Babasız büyüyen Dos Santos çocukluğunda aşırı hiperaktif olduğundan dolayı büyükbabası onu bu aksiliğinden bünyesini hafif serinletmek amacı ile kuşlardan korkutur. Giderek büyüyen Garrincha, futbola merak salma yaşını geçtiği halde dahi bu korkusu onun için artık fobi olmuştur. Rivayetlere göre birgün okuldan dönen Dos Santos evinin kapısında kuş gördüğü için iki gün eve girmemiştir.

İşte böyle bir fobinin ortaya çıkardığı bu futbol kişiği, Corinthians genç takımında oynarken Botafogo'ya transfer olduğunda takımda oynayan Ribero Dos Santos( Ribero) ile isimleri karışmasın diye kendine bir mahlas takmıştır. Bir takım rivayetlerde ilk mahlasının Garri olduğu, ancak sonraları Garrincha lakabını kullandığıdır.

Ha keza, söylemeden geçersek daha doğrusu belirtmeden geçersek olmaz: Garrincha bilhassa Bolivya'da yaşayan bir kuş(!) cinsidir.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Nicknames; Lev Yashin

Futbol tarhinin envai birikimine karşın mahlasıyla anılan futbolculardan biriside Lev Yashindir. Önceki postları okuyan blog okuyucuları bu blogun halihazırda Lev Yashin fanatizmini ufaktan da olsa sezebilirler. Gayet tabi konumuz bu değil. Konumuz Lev Yashin'in "The Black Spider Ussr" mahlası ve bu mahlasın hikayesi.

İkinci Dünya savaşı sonrası Alman ordu takımı ile Rusya ulusal takımı arasında tabiri caizse buzları eritme görevi üstlenecek bir futbol müsabakası yapılması kararlaştırılır. Nitekim, maçın Macaristan'ın Budapeşte kentinde oynanması yönünde kararlar alındığında henüz bir doğu ekolu ve buna bağlı futbol sistemi olmadığından Alman Ordu takımı oyuncuları Rusyayı çantada keklik görmüş ve hatta Rus kalesini örümcekler örse dahi onlarca kez geçeçcekleri yönünde iddialara girmiştir.

Hoş
, futbolun birer savaş, savaşların birer futbol maçı görevi gördüğü o yıllarda Orhan Ayhan'ın tabiri ile hiçbir Alman Futbolcu o maçta köşedeki ağları temizleyememiştir. Çünkü kalede Lev Yashin vardır. Maç hakkında herhangi bir istatiki(0-0 bitmesi dışında) bir bilgi yoktur ancak temel bilinen mevzu Lev Yashin'in kalesinde devleşip "The Black Spider Ussr" lakabını kazandığıdır. Tabi olaylar bununla da bitmiyor.

Bu olaydan bir hafta sonra Lev Yashin ile röportaj yapmak isteyen Moskova Nasyonel gazetesi hayvanat bahçesinden ödünç aldığı tarantula ile Yashin'i aynı kareye sığdırmaya çalışırken tarantula Yashin'in sol baş parmağını hedef almıştır. Üç hafta yüksek ateşler içerisinde hastanede kalan Yashin'in sonradan edindiği konuşma bozukluğunun bu zehirlenmeden kaynaklandığı dahi rivayet edilir.

Bu olaydan esinlenerek Allah'tan Turgay Şeren'i Almanyadaki maç dönüşü panterle yüz-göz etmemiştir medyamız diyebiliriz sanırım. Gayet tabi, biz işin şakasındayız. Yoksa ne Berlin panterliği ne de Çekmeköy delikanlılığı ortada kalırdı.

16 Haziran 2009 Salı

Nicknames; John Charles

Bloğa yazı yazarken değişik dillerden İngilizceye yahut Türkçeye Google translate sayesinde çevirirken eski futbolcuların yerel düzeyde mahlasla anıldığını görüyoruz. Bugün sizlere Recep Çetin desem bir saniye düşünürsünüz belki. Ama Takoz Recep desem anında yüzünüzde gülümseme oluşur, bunun gibi.

Bloğa bu yönde yeni bir kategori ekleyelim. Bu kategoride futbolcuların onları andığımız mahlasları ve bu mahlasların anlamlarının nerelerden geldiğini yazalım. İnanın çok garip bilgiler var.

İlk örneğimiz John Charles. Lakabı "The Gentle Giant". Bu lakabı 1955 senesinde oynanan Leeds United- Juventus maçı 1-1 sürerken ve bu skor Juventus'a yararken, Fransız hakemin bilinçli bir şekilde Leeds'e penaltı verdiğini sezen Charles penaltıyı bilerek aut'a atar ve Leeds United elenir. Lakabını o gün kazanan Charles sırf bu hareketinden midir bilinmez ama rekor ücretle (2.1 milyon Pound) Juventus'a transfer olur. Hakkında belgesel ve kitaplar ölümünden sonra çıkmıştır.

John Charles The Gentle Giant