30 Eylül 2009 Çarşamba

Hampden in the Sun

Basit bir aynı şehir takımları derbisi olmaktan çok öte anlamlar taşıyan, 120 yıllık bir rekabetin 385. maçı oynanacak bu hafta sonu Ibrox Stadyumu'nda. Oynandığı gün Glasgow'da tek gündem maddesi olan, dünyanin en önemli derbilerinden Glasgow-Celtic rekabeti. Her maçı ayrı bir hikayeyi içinde barındıran nam-ı diğer “Old Firm” oynanmadan önce biraz gerilere gidip insanların hafızasına kazınmış bir Celtic-Glasgow Rangers hikayesini okuyalım ve hafta sonu oynanacak maç öncesinde biz de futbolseverler olarak yavaş yavaş maçın havasına girmeye başlayalım.

2. Dünya Savaşı bittikten sonra yeniden futbol oynanmaya başlayan İskoçya'da, Glasgow Rangers'in üstünlüğü göze çarpıyordu. Ikinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda Glasgow 6 kez ligi zirvede bitirirken, Celtic yalnızca 1 kez mutlu sona ulaşabilmişti. Peacok, Tully, Evans gibi o dönemin en iyi takımlarında dahi rahatlıkla futbol oynayabilecek yetenekte oyunculara sahip olan Celtic, potansiyelinin ortaya çıkarılmasını bekliyordu. Glasgow Rangers ise 2. Dünya savaşından en az yara alan takım olarak çıkmanın avantajı ile İskoç futbolunu domine ediyordu o yıllarda.

1957 yılının İskoçya Lig Kupasi finalinde de bu iki takım karşılaşıyorlardı. Ligde iki sezondur Rangers'in çok gerilerinde kalan bir önceki sezonun Lig Kupasi sahibi Celtic'in buraya kadar bile gelmesi başarı olarak kabul ediliyordu. Avrupa Kupası'nda Milan ile yapacağı maçı bekleyen lig şampiyonu Glasgow Rangers'in finalde favori olduğu Celtic taraftarları tarafından dahi kabul ediliyordu. Tarihler 19 Ekim 1957'yi gösterirken, Hampden Park'da oynanacak finalin tarihe geçecek bir maç olacağını kimse tahmin etmiyordu.

Maç hiç de maç öncesi beklenildiği gibi başlamamıştı. Celtic favori Glasgow Rangers'in kalesine akın akın gelmeye başlamıştı maçın başından itibaren. İlk 20 dakika içinde direkten dönen iki Celtic topu, gelecek golün de habercisiydi. Dakikalar 22'yi gösterdiğinde Charlie Tully'nin ortasında Sammy Wilson Celtic'i öne geçiren golü atmıştı bile. Glasgow Rangers 44. dakikaya kadar 1-0'lık mağlubiyeti korumayı başarıyor, ancak sol taraftan Rangers kalesine müthiş bir solo performans sergileyerek giren Neil Mochan'in harika golüne engel olamıyordu. Bu gol ilk yarının skorunu belirlerken, asıl önemli nokta bu golle Rangers'in gardının düşüyor olmasıydı.

İkinci yarıda da maçın mutlak hakimi şehrin yeşil beyazlı takımıydı. 53. dakikada Bobby Collins'in ortasında kafayı vuran Billy McPhail farkı 3'e çıkarıyor, 58'de Simpson ile farkı 2'ye indiren Rangers, yanlışlıkla Celtic'in ateşleme düğmesine basıyordu. 67'de McPhail, 75'te Mochan ikinci gollerini atarak skoru 5-1 taşıyor, 80'de McPhail yaptığ hat-trick ile farki 5'e çıkarıyordu. Attığı 3 golü de kafasıy la atan McPhail, klişe Türk gazetesi manşeti ile kafasını kullanıyordu. McPhail'in yapacakları henüz bitmemişti. 1956 yılında 2500 pound karşılığında Clyde takımından transfer edilen 24 yaşındaki McPhail 90. dakikada Rangers ceza sahasında yerde kalıyor, kazanılan penaltıyı atmayı reddederek Old Firm'de bir maçta 4 gol atan ilk oyuncu olma şansını elinin tersi ile itiyordu. McPhail yerine topun başına geçen Willie Fernie penaltıyı gole çevirip maçın skorunu ilan ediyordu; 7-1.

Celtic'in maç boyunca direkten dönen 4 topu ise skorun daha da artmasına engel oluyordu. Bu skorla Celtic üst üste ikinci kez İskoçya Lig Kupası'nı müzesine götürürken, belki de kupadan çok Rangers karşısında alınan galibiyete seviniyordu.

Maçtan sonra The Times “ A Wonderful Exhibition of Football” başlığı ile çıkarken, The Sunday Post “October Revolution” başlığını kullanıyordu.

Maçtan sonra Celtic kalecisi Beattie galibiyetin sevincini elleri ile 7 işareti yaparak kutluyor, bu resim finalin unutulmaz kareleri arasına giriyordu.


Saatle alakalı tarihe not düşülen ilk espri de Adnan Polat'tan 50 yıl once Celtic taraftarları tarafından yapılıyor, “What's the time?” sorusunun cevabı Glasgow'da “Its Seven past Niven (Glasgow kalecisi)” oluyordu bir süre.

7-1'lik skor Britanya'da bir finalde elde edilen en farklı skor oluyor ve maçtan sonra Celticli oyuncuların maçta giydikleri formaları günün anısı olarak almalarına izin veriliyordu. Her maç sonunda tribünlere gönderilen formaların yanında çok şeyler anlatıyor bu formalar “Popüler Futbol” sevdalılarına ve amatör ruhun futbolun güzelliği olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.

1957 yazında vizyona giren “Island in the Sun” filminin Harry Belafonte tarafından yapılan şarkısının sözleri, Celtic taraftarları tarafından degiştirilerek “Hampden in the Sun” adını alıyor ve maçta Celtic taraftarları arasında bu isimle anılmaya başlanıyordu.


Stereotyped From Enes Özbey

1 yorum:

deNNis dedi ki...

"OOO ooo Hampden in the Sun, Celtic seven Rangers one" diye gider sözLeri... :)