31 Ocak 2011 Pazartesi

Football Quotes #45

"..... Evet doğru, fakir Evertonian mahallelerinde oturuyorum ve çok rahatım. Ve derginiz yoluyla şunu söyleyeyim, paranın benim için bir önemi yok. Hatta kazandığım parayı Everton'a bahis yatırıyorum. Everton kazansa para alıp seviniyorum, Everton kaybederse daha çok seviniyorum. Bu yüzden benim adım Kenneth değil, çünkü ben Liverpool'lu Kenny'im; nerede oturduğumun hiçbir önemi yok"

Kenny Dalglish "The King"

23 Aralık 2010 Perşembe

A Dukla Prague Away Kit


Size Çekoslovakya futbol liginde Sparta Prag'dan sonra en çok şampiyon olmuş takımın ismini sorsam, cevabınız ne olurdu?

***
İngiliz Rock grubu Half man half biscuit'in 1986 yılında çıkardığı single parçası "All I want Christmas is a Dukla Prague away kit" şarkısı Dukla Prag'ın dönüm noktası olmamıştır belki de. Zaten bu şarkı Dukla Prag'ın futbol kariyerini etkilememiş, bizzat bu kulübün yaşadığı olayların paralelliğinde yazılmıştır. Çünkü, Dukla Prag futbol tarihinde dış baskılar yüzünden yaşamını yitiren kulüplerden sadece biridir. Ve hikayesi futbol&siyaset çelişkileri içerisinde yazılan Bir Çekoslavak kulübüdür.

Komünizm'in başlangıç ve gelişim evreleri dünya'da belki de sadece Doğu Avrupa futboluna yaramıştır. Kendine 1950'li yıllardan ekol yaratmaya başlamış Doğu Avrupa, temeli ve başlangıç noktası kabul edebileceğimiz bir dönüm noktası olmadığı halde batıdaki futbol ülkelerine gövde gösterisi yapabilecek kadar kendini futbolda geliştirmiş, ve bu sayfalarda kendine yer edebilecek kadar hikaye ve mazi bırakarak 1993 yılında terk-i diyar eylemiştir.

Çünkü Kominizm'in çalışma düsturu ve mesleki edep devinim'i futbol'un bu coğrafyada kendini geliştirebilen ve sürekli değişime uğrayabilen bir uğraş olmasında faydası dokunmuş, Doğu Avrupa ülkelerinde yetişen teknik adamlar, oyuncular sadece Federallik sınırları içerisinde kalarak bu ekolün gelişmesinde yardımcı olmuşlardır.

Bu bağlamda Hırvatistan ve Bulgaristan'daki büyük boy abilerinden hiçbir destek almadan ve dahası onlardan cesaretli davranarak "Komünizm yandaşı" teması ile kurulan Dukla Prague kulübü, ilk yıllarında Komünizm'i sadece bir duruş, amaç ve tandans için kullanmamış, ancak ne var ki Ordunun yoğun baskısı ile Faşizm'in üstünlük kurduğu Çekoslavakya'da olaylar patlamaya ve halk sesini çıkarmaya başladığında o güne değin hiç olmadığı gibi Komünizm'in savunucu konumuna gelmişlerdir. Dönemin en önemli takımı olan Sparta Prag ise bu cesareti kendinde bulamamış, ancak ordu yandaşı da olmamıştır.

Ordu'nun yoğun baskısı üzerine kulüp Brün kentine taşınma kararı almış ve yaşamına burada devam etme kararı alsa da bu gerçekleşmemiş, bunun üzerine Komünizm'in Çek Cumhuriyetindeki tek savunucusu konumunda bulunan Olomuts kentine yerleşmişlerdir. O dönemin Ordu takımı olarak bilinen Slavia Prag'ın yukarıdan gelen(!) emirle oyuncularını ligin diğer takımlarına dağıtılması sonrası lig sadece Sparta Prag ve Dukla Prag'a kalmıştır. Belirtmeden geçmeyelim, statü gereği Ordu Milli takımı kurulunca Slavia Prag'ın boşalan kadrosunu ordu mensubu heyetler doldurmuştur.

1950'li yılların sonu Dukla Prag'ın yıllarıdır. Çünkü Bratislava, Slavia Prag ve S.Prag'a karşı ezici bir üstünlük kurmuşlar, ve ligi arka arkaya dört kere kazanmışlardır. Avrupa'da ise dönemin en meşhur takımı olan Manchaster United'ı sahasında ve deplasmanda 1-0 ve 3-0 gibi skorlarla yenerek müthiş bir üne kavuşmuşlar, ertesi sene Cup winner's Cup'da Tottenham, Sporting Lisbon, Fiorentina gibi takımları eleyerek yarı finale kadar gelmişler ve finalde Celtic'e elenmişlerdir.

Hatta en iyi zamanlarında Türkiye'ye turneye gelmişler ve Galatasaray'ı 10-5, Fenerbahçe'yi 3-0 yenmiş, Beşiktaş ile 0-0 berabere kalmışlardır.

Ancak bu popülerlik onların sonu olacak, Çekoslavakya'da meydana gelen ve adına Eldiven devrimi denilen askeri ihtilal sonucu kulüp bir alt lige düşürülecekti. Ancak ne tezattır ki o sene kulüp ikinci ligde olmasına rağmen Çekoslavakya kupasını kazanarak Avrupa'da oynama şansını elde etmişti.

Ama ordu'nun kesin talimatı gereği kulübün bütün sponsorluk anlaşamaları ve yurt dışına çıkma yasağı getirmesi onların sonu olmuş ve kadrosunda bulunan Pavel Nedved, Günter Bittengel, Josef Masopust gibi oyuncuları zorla Sparta Prag'a satılmıştır. Ve koca bir kulüp aşağıya demir atmıştır.

Peki, size Çekoslovakya futbol liginde en çok şampiyon olmuş takımın ismini sorsam, cevabınız ne olurdu?

Half Man Half Biscuit "All I want Christmas is a Dukla Prague away kit" demişti.

Çok mu şey istemişti?

16 Eylül 2010 Perşembe

Ara Ki Bulasın

United Against United

Leeds United kulübü, bulunduğu futbolun kültürünün ünü henüz ada'nın dışına çıkmamış iken belli zaman aralıklarında Britanya topraklarında en nefret edilen kulüp olma yolunda emin adımlarla ilerlerken, bu ünü güçlendirme aşamasında bugünün catenaccio'sunu uzak doğu dövüş sanatları ile süsleyerek maçlarını kazanıyordu.

Kuzey Karolayna sigarası Camel ise sattığı ürünü İskoçya'dan sonra İngiltere sınırlarına sokarken dönemin punk kültürü sonrası yeni evreleşmeye başlayan futbol komütatif kültürü içerisinde pazarlayarak satmaya çalışmış ve nitekim kısmen başarılı olmuştur.

Heineken ve Carlsberg'in her çekilen Best fotoğrafında viralliği sorgulanırken futbola sigara reklamları girmiş ve tam 12 yıl boyunca tartışılmış, en sonunda yasaklanmıştı yasaklanmasına da; Camel markası lakabı deve olan Jack Charlton'u tam 8 yıl boyunca reklam tanıtımında kullanmıştır.

İngiliz humor'u ile bu kadar oluyor; ki öyle bir şey yok.

3 Eylül 2010 Cuma

1976

* Ahmet Taşçı'ya teşekkürler.

Tottenham Hotspur 1961

Takım fotoğraflarının altına mârifetten yazı iliştirmeyi cahilliğime vurayım, akrostiş olsun da hafızalarda kalasın diye çekilmiş şu fotoğrafın ardından Tottenham'ın 1961 yılı kadrosunu ezbere sayan adam kalmış mıdır dünyada, bilmiyorum.

Trt'nin İngiliz espritüel'i ile dünya'nın yürümeyeceğini anladığı yılların üstünden çok zaman geçti. Ama Tottenham'lı oyuncularının rakip takım ve o yıllarda lakabı elma hırsızları(?) olan West Ham takımına gönderme yaptığı fotoğraftaki kadro şu şekilde,

Merdivenden sağ aşağı doğru;
Gills, White, Peters, Norman, Ditchburn

Merdivenin altındakiler;
Grimsdell, Alen , Baker

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Watfordlu Elton

Elton John'un futbola ilgisi onca şeye rağmen, bir yığın dedikodu arasından cımbızla çekip alacak olursak, neredeyse sıfırdır. Ancak Elton John, ünlü olmasını borçlu olduğu Watford semtine ve futbol kulübüne ziyadesiyle borcunu ödemiştir.

1977 yılında yüz üstü bırakılmış kulübe öncelikle İngiltere dışındaki taşınmaz malları satarak servetini, yetmeyip aynı yılın sonlarında hem direktör hem de başkan olarak Watford'un başına geçmiştir.

Hülasa, Elton John sadece çocukluk yıllarını geçirdiği Watford'a olan aidetliği kırık dökük bir barda söylediği şarkılarla meşhur olmuş olsa da, servetini harcadığı Watford, belki de John'un futboldan ve futbol kültüründen anlamıyor olmasından mütevellit bir yerlere de gelmemiştir.

Üstelik 1988 yılında tabiri caizse taraftarlardan büyük kazık yiyip kulübü devretmek zorunda kalmıştır.

Bunun üstüne soğuk su içmiş midir, bilemiyorum.

Ancak ne var ki, yakın zamanda kulüp yine borç batağına girince Elton John, Dünya üzerinde sadece cinsel kimliği ve evliliğini tanıyan tek ülke olan Avusturalya'da konser verme kararı almış olmasına karşın Watford kulübünün stadında konser verme kararı almış ve bu konserden gelecek paranın tümünü Watfrod'a aktarmayı planlamıştır.

Küstüm oynamıyorcuyum takınan, gerek maddi gerek manevi kazık yiyen, koltuk sevdalı yönetici eskileri, stadlarında yöresel tatlı kermes düzenleseler, her daim cinsel kimliğinden ötürü yaftalanmış Elton John kadar "Adam" olamazlar.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Old Fashion Football Club Logos #7



Dip Not: Yeni halini görmeniz için fotoğrafın üstüne tıklamanız yeterli.

Lost Ham United Ep5; İdmanocağı

Yukarıdaki fotoğrafın renkli ve kuşe basımını retro usül rock grubu tavrına âhlil etsek dahi, bu rock grubu tavrını Tarkovsky'in elinden çıkmış Stalker'ın boş fabrika duvarları önünde poz veren adamlar derinliğinde incelememiz mümkün değil.

Değil ki anarşist tavır; uysallığın verdiği bilinçaltının altında yatan başkaldırının başkenti Trabzon'da sanayi localarını elinde bulunduran Pontus Rumlular'ın sağladığı futbol malzemeleri parası, Mekteb-i Muallimlerin futbol bilgisi ile kurulan İdmanocağı, teorik olarak Trabzonspor'un ilk halidir.

Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan kulübün maddi olarak tedarikçisinin Rum asıllı Türk vatandaşları olması ne kadar ironi barındırıyorsa barındırsın, İkinci Dünya Savaşı sonrası bu kulübün atletizmden hallice bir kulübe dönüşmesi şehrin futbol'u kaldıramadığı izlenimini vermez.


"
Karadeniz'in asi suları", "Dağların keskin çocukları" gibi pembe edebiyat laflarına girmeden hemen belirteyim; Bu futbol coğrafyasında Trabzonspor'un derme çatma orijininden geldiğini göremezseniz, mesneti, beden terbiyesi adı altında askeri statükoya bağlı Ankara kulüpleri, kafkanı'nı atıp İngilizler sayesinde futbol öğrenen İstanbul Tüccarlarını, bölgesel bağımsızlığını futbola eksenli diaspora haline getirmiş Doğu Anadolu futbol kulüplerini görürsünüz.

İroni kaldıran bir yapınız var ise eğer, Trabzonsporu çok seversiniz.

Ki o zaman; kadrajı derinleştirmek için kullanılan boş fabrika duvarları yıkılır, kazanma kültürünü sırtına aldığı sadece "futbol" ve kültürünü kazanmaya çalışan yeni bir Trabzonspor görürsünüz.

14 Ağustos 2010 Cumartesi

12

"12" sayısı, 1981-1982 yılında Avrupa Şampiyonlar Kupası kazanmış Aston Villa takımının, sezon sonu İngiltere üst kademe liginde tabloda elde ettiği sıradır. Ötesi var mıdır anımsamıyorum. Daha doğrusu bilmiyorum.

İkinci kupa muamelesi gören Uefa Kupası'nı kazanan Internazionale ise ligden düşmemeyi son iki hafta aldığı 4 puanla garantilemişti.

13 Ağustos 2010 Cuma

Enstantane #31

5 Ağustos 2010 Perşembe

Orijin

Türk futbolunda, futbolun işleyişine dair tez üretmek, Türk futbolu'na ait antitezleri ortaya çıkarmaktan daha kolay ve daha ulaşılabilir bir popüler eksendedir. Bugün Turgay Şeren Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi kalecisidir desek kimse kelam etmeyebilir, etmez de. Ancak Can Bartu daha fiyakalı, Sabri Dino daha efendi bir kaleci idi dense kimse oturup kitapların tozunu almaz.

Kafamızda popüler futbol oyuncu karakteri ve tahvili işlem gördüğü zaman, henüz bugün tartışılan "
Aykut Fenerbahçe'nin hocası olamaz" serzenişleri üzerine "eski oyuncudan teknik direktör olmaz" teorisi üretenler için aklıma Turgay Şeren - Fatih Terim hikayesi geldi ki, aktarayım.

1981 yılı sondan dördüncü hafta Galatasaray'ın başında Ahmet İrtegün'ün ricası ile kontejanı kırpılmış teknik direktör Şeren, o dönem Florya nakdi adındaki borç yüzünden sağlam bir kadro kuramamış Galatasaray ligde düşme potasına neredeyse girmiş ve o hafta İnönü stadında güçlü Eskişehir ile oynayacaktır.


Nitekim Eskişehir ilk yarıyı 2-0 önde kapatmış ve ikinci yarıya da hızlı başlamıştır. Galatasaray ilk golünü bulduğu anda oyuna bir forvet almış ancak gol gelmemiştir. Maçın henüz 68. dakikasında Şeren yine Ahmet İrtegün'ün dost kontejanından Cosmos'dan getirttiği Güngör ile saha kenarında sürtüşme yaşamıştır. Hatta rivayet o dur ki, Eskişehir kalecisi degaj vurduğu Şeren üçüncü gol yeme korkusundan dolayı değişiklik istediği halde görmeyen hakeme kızdığı için sahaya 5-6 metre girerek Güngör'ü eliyle itip kulübedeki santrafor Hasan'ı saha kenarına çağırmıştır.
"Orijin" mefhumu burada devreye girecek olmuş ki, Fatih terim Turgay Şeren'in yanına giderek oldukça sert bir biçimde uyarmış ve Güngör'ü kendi elleriyle sahaya tekrardan sokarak ona yeni bir mevki vermiştir.

Maç 3-2 Galatasaray bitmiş, maç sonunda Fatih Terim basın muhabirlerine "Hocama karışma dedim" demiştir.
Terim kötü ve neredeyse sene sonunda Samsun'a gidecek bir ön libero, Şeren iyi bir kaleci idi.

Hep bahsedilen "Futbol tanrıları" o gün belki olaya parmak sokmayı seçmediler. Kim bilir, belki parmak soktular ki, o gün Türk futboluna ait bir köşede "Orijin" oluştu-da; "Biz göremedik".

Old Fashioned Football Shirt Company; Dinamo Zagreb 1964

Football Quotes #44

Kenny'i Celtic'ten çekip almak bizi başarısız, Liverpool'u daha(bir süre sessizlik) başarılı yapmaz, yani yapmayabilir. (Spiker tam yeni bir soruya yönelmişken)Ah! Lanet olsun. Tabi ki, daha başarılı olacaklar. Kenny bu! Kenny Dalglish! Bu çocuk, o... ç.... paganları bile koyu katolik yapacak kadar iyi bir çocuk.

Jock Stein, Kenny Dalglish'in Celtic'ten ayrılmasına müteakip ülkenin tek devlet radyosuna bu açıklamayı yaparken radyo yayını bir buçuk dakikalığına gitmişti. İnsanlar radyolarının bozulduğunu sanmıştı ama yanılmışlardı; Çünkü Jock Stein pişmandı.

Blog'u uzun süre boşladıktan sonra güzel insan Jock Stein'den bir alıntı ile açmamak olmazdı. Herkese yeniden merhaba.

23 Mayıs 2010 Pazar

Enstantane #30

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Hall of Shame Ep12

Türk futbol tarihinin en iyi onbiri oluşturmaya yetecek kadar futbolumuzun külliyat tarihi var mıdır tartışadulsun; Türk futbol tarihinin beğenilme skalasını geçmiş dönem futbolcuların göreceli açıklamaları ile günce tarihini tutmaya çalışsak dahi; bu Sabri Dino ve onun hüzünlü hikayesini es geçmek anlamına gelmiyor.

Tıpkı dönemin en önemli altyapı başarısı muadilin Taksimspor olduğu 60'lı yılların başında bu sefer semtin diğer takımı Beyoğluspor altyapısından Sarıyer'e gidecekken Galatasaray ve Beşiktaş tarafından denenen Dino küçüklüklüğünden beri gönül verdiği Sarıyer'e gitmemiş ve Beşiktaş'ın yolunu tutmuştu.

Beşiktaş'ın efsanevi kalecisi Necmi Mutlu antreman sırasında sağ bek Halim'in krampon parçalarını yüzünden daha çıkaramamışken ilk 11'de kendine yer edinen Sabri Dino yıllarca başarıyla taşıdığı formayı efsanevi Beşiktaş - Eskişehir maçında yaşadığı şanssız sakatlık sonrası bırakmak zorunda kalmıştı. Kafasını çatala giden topu kurtarmaya çalıştığı sırada direğe çarpmış ve futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.

Ancak Sabri Dino, futboldan kazandığı parayı tekstile yatırdıktan sonra 80'li yılların sonundaki meşhur ihracat krizinde sahip olduğu tekstil firması batınca çareyi intihar etmekle bulmuştu.

1973 yılındaki Napoli'de oynanan İtalya Milli maçında Dino Zoff'dan daha iyi olmakla gösterilen biri için kötü, ama futbolumuza ve futbol değerimize kattığı değer için oldukça iyi biri olan Dino, bugün sırf ironi olsun diye attığıımız Hall of Shame başlığına yakışır mı bilmem ama, Bugün tüm Beşiktaşlıların ve şahsımın gönlünde oldukça büyük bir yeri var.

Old Fashion Football Club Logos #6


Baba

Gündüz Kılıç'ın Beşiktaşı, Galatasaraylı Gündüz Kılıç'ı yendiğinde yıl 1971 idi. Beşiktaş'ta İsfanyan Beyefendi'nin meyhanesinde o günün 2-1'lik skoru değil, Gündüz Kılıç konuşulurken meyhaneye siyah paltolu, kahverengi fötr şapkalı biri girdiğinde ortamın havası hiç değişmeyecekti. Lakin o gece meyhanenin neredeyse hepsi sevincinden demlenirken, o kahverengi şapkalı beyefendi nam-ı diğer Kılıç Efendi derdinden gark olan Galatasaray sevgisinden dolayı "kederinden" demlenecekti.

Hasbelkader konuşma mefhumundan bihaber olup devir aşık olduğu renge inkara gelince, kendisine mikrofon yöneldiğinde "Öncelikle bizler profesyonel futbolcuyuz..." deyince olunmuyor "Baba".

Bazen de profesyonel olmamak gerekiyor...

Enstantane #29

26 Nisan 2010 Pazartesi

Old Fashioned Football Shirt Company ; Newton Heath 1892

Dip-not: Manchester United taraftarı Glazer ailesini protesto ederken mail kutusuna protesto renklerinin neden sarı-yeşil olduğuna dair iki adet soru gelmişti. Cevap oldukça basit. Manchester kulübü orjininde ekonomik krize uğramış Newton Health FC kulübünün mutasyonuna mütabık iken, protestoların manidarlığı renklerin orjinliğinden geliyor. Konuyu daha iyi anlatacak yazının linki Sayın Ziya Adnan'ın klavyesinden daha önce dökülmüş. Okunması tavsiye edilir.