
24 Mart 2010 Çarşamba
Hayat Yuvarlaktır & Klasik Futbol 16:27

Bugün Türkiye'de futbol tarihi aktarmak, yazmak "Yanılmıyorsam" cümleleri ile başlıyorsa bunun evveliyatını sorgulamak abesle iştigal kalıyor. Best'in Ipswich deplasmanında giydiği ayakkabının rengi magazinsel tarihse, Moda FC kulübünün bugün Türkiye'nin en büyük kulüplerinden birinin mazisi olması ise bir o kadar broşür tarihi olarak kalıyor.
Daha çok kitlelere ulşaması adına size biri blog biri dergiden bahsedeceğim. Blog olanı Klasik Futbol blogu.
Çok açık söyleyeyim, Stereotype Ball bloğu içerisinde bulunan yazılar Klasik futbol bloğunun birer önsözü gibi. Zeitgeist futbola bulaşmış mıdır bilinmez, velakin ben futbol tarihine doyamadım diyorsanız Klasik futbol sizin için çok doyurucu yazılar sunmakta. Birgün gelirde yazılar para ile okutulacak denirse hiç çekinmem bu blog için.
Dergi olanı ise Hayat Yuvarlaktır dergisi.
Hayat Yuvaraktır ekibini aşağı yukarı tanırım. Dergi bedava dağıtılacak dense oturur yine yazarlar. Bu derece futbola bağlı insanların çıkardığı derginin piyasadaki tüm futbol dergilerinin hemen hemen hepsini okuyan biri olarak diyorum ki, bu dergi piyasadaki yabancı edisyonlu bir yığın futbol dergisi için birer kaynaktır.
Üstelik sadece büyükçe bir "yuvarlağa" satın alınabiliyorken.
22 Mart 2010 Pazartesi
Old Fashioned Football Shirt Company; DDR 1975 14:32

Yaklaşık bir hafta-on gündür bloğa giriş yaptığım mail ne idüğü belirsiz birileri tarafından amaçsızca ele geçirilmiş ve dolaylı olarak bloğa giriş yapamamıştım. Sağolsunlar, bu konuda ehli blogger arkadaşlardan aldığım yardımlarla hesabı tekrardan alıp şu satırları yazıyorum, yazmasına da; Şunca zamandır kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadan yazılan şu satırlar, objektifliğin, ideolojiksizliğin, popülist tartışma mevzuların bulunduğu eksenin olağanca dışındaki bu blog hangi vakti boş, amaçsız bir insan tarafından sabote edilmiştir, işte bu pek anlaşılır değil.
Ya da anlaştığımız konular aynı değil.
Ritüelleri sakil sayalım; blog denen mefhum'un olağanca öznel bir durum oluşturduğunu da yok sayalım, inanın elimizde bir şeycikler kalmaz.
Bu vakti boş insanlar dışında.
Etiketler:
Futbol,
Old Fashioned,
Tarih
1 Mart 2010 Pazartesi
He Made the People Happy 14:38

Nuh Köklü bunları bizim için derleyip sunmuş. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bil Shankly’den inciler
1959’da Anfield Road’a çıktığında ikinci lige doğru yola çıkan bir Liverpool vardı, şu an ise tarihi ve geleneği olan bir kulüpten bahsediliyor. Kuşkusuz bu tarihi geçişte Bil Shankly’nin katkısı çok fazla. FIFA, Shankly’nin çeşitli mevzulardaki sözlerini bir araya getirmiş.
Baskı üzerine
Avrupa kupası ne lig finali ne de başka bir maçın baskısı günde 50 şiline çalışmanın yarattığ baskıyla kıyaslanamaz.
Liverpool üzerine
Liverpool benim için doğdu, ben de Liverpool için.
Shankly üzerine:
Futbolun en iyi antrenörüydü ve birçok maç kazanmıştı. Asla kimseye kötülük yapmadı, ona karşı oynasaydım ve yine o benim karımın parmağını kırmaya kalkmış olsaydı dahi bir kez dahi olsun ona olan sadakatimden feragat etmezdim.
İskoçya’yla ve İskoçlarla oynamak üzerine
Fantastik. Mavi formalarıyla başlarını kaldırdıklarında size “zavallı İngilizler” der gibiler.
Fakat takımınıza üç tane İskoç koyarsanız birçok maç kazanırsınız. Bununla birlikte üçten fazla sorunu da başınıza alırsınız.

Eğer Everton benim bahçemde oynamaya kalksaydı, gidip perdeleri kapatırdım.
Psikoloji üzerine
Futbolda başarı büyük oranda kafada gerçekleşir. Kafanızda iyi şeyler yaratırsanız muhtemelen iyi işler başarırısınız. Ben Anfield’e çıktığımda hep Merseyside’ın iki ekibi yan yana derlerdi. Liverpool ve Liverpool’un oyuncuları.
Direktifler üzerine
Herhangi bir futbol kulübünde oyuncu, antrenör ve taraftar üçgeni vardır. Direktifin bir anlamı yoktur, onlar yalnızca imza atmak içindir.
Zafer üzerine
Eğer birinciysen birincisindir, ikinciysen hiçbir şeysindir.
Shankly’nin felsefesi
Sosyalizm politika değil, bir yaşam biçimidir. Ben gerçek yaşamımda birçok insanla birlikte çalıştım, onları destekledim, arkamda o insanlar oldu, onlardan yardım aldım, onlara yardım ettim, final maçlarını onlarla paylaştım. Birçok şey olmak istersiniz ama ben kendim için yalnızca futbolu ve hayatı görüyorum.
24 Şubat 2010 Çarşamba
Kayıp Hikayeler; Leandro Remondini 19:03

Puskas, Kopa, Gento, Santamaria’lı takıma elenir. O maçtan 43 yıl sonra Real Madrid İstanbul’a bir kez daha gelir hem de İstanbul’u görmek isteyen Puskas’la birlikte. Real Madrid’in başında ise Vicente Del Bosque vardır. Dönelim Remondini bağlantısına. 10 Haziran 1959’da lig finalinde Fenerbahçe’ye 4-0 yenilen Galatasaray’ın başında Remondini vardır, bu mağlubiyet onun sonu olmaz ama ertesi yıl Türk milli takımının başına geçer.
Bir arşiv kaydına göre Altay’ı da çalıştıran Remondini, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı Del Bosque’yi, Puskas’ı hatta futbolun iki “panter”i Varol ve Turgay Şeren’i birleştiren isimdi.
Not: Milan formasında sağdan ikinci remondini.
Etiketler:
Futbol,
Kayıp Hikayeler,
Nuh Köklü,
Tarih
6 Şubat 2010 Cumartesi
Kayıp Hikayeler; Bizi Birleştiren Nehir 16:55

Oysa mesele o Merseyside nehri kadar bile derin değil. Onların rekabeti ağızlara pelesenk olan tabirle “tatlı” bir rekabettir. Bu durumun en açık örneği ise 1966’da yaşandı. Liverpol o yıl lig şampiyonu olmuş, FA Cup’ta ise Sheffield Wednesday’i 3-2 yenen Everton, kupayı kazanmıştı. Ertesi yıl Godison Park’ta (aralarındaki rekabete neden olan eski stad) yapılan ilk maçta da iki takım kupalarıyla seyirciyi selamlamıştı.
Not: Fotoda Liverpoolu, Roger Hunt ve Evertonlu Ray Wilson o yıl İngiltere’nin kazandığı dünya kupasıyla maç öncesi tur atıyorlar.
Yukarıdaki fotoğrafta ise Evertonlu Andy Gray ve Liverpollu. Kenny Dalglish.
Etiketler:
Futbol,
Kayıp Hikayeler,
Tarih
3 Şubat 2010 Çarşamba
Old Fashioned Football Shirt Company ; Newcastle Utd. 1968 15:42
Etiketler:
Futbol,
Old Fashioned,
Tarih
2 Şubat 2010 Salı
Hall of Shame Ep11 14:30

Çünkü Engin Verel o yılki şampiyonluk sonrası soluğu Almanya'da almış, burada oynadıktan sonra yanılmıyorsam Belçika'da bir-iki sene oynayıp ardından Lille formasını giymiştir.
Hikaye bu ya; Verel, Fransa kupası eleminasyon maçlarında Nantes ile oynanan maç sonrası soğuk su havuzunda dinlenirken soyunma odasına Fransa Başbakanı Pierre Mauroy girer. Orada tam olarak ne gerçekleşmiştir, Verel tarafından da aksedilmediği için bilinmez belki ama, bu konuda tek bildiğimiz şey Engin Verel'in anadan üryan Fransa başbakanı ile el sıkıştığı. Kadraj içerisindekiler ayrı , Fransa başbakanının anadan üryan bir futbolcu ile el sıkışma derdi ayrı bir konu.
Halihazırda bir de Ahmet Çakar'ın Bordeaux-Milan maçı sonrası soyunma odasında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ile yaşadıkları ayrı bir muammadır. Zira Çakar olayı iki farklı yerde dört farklı versiyonda anlattığı için fazlasıyla itimat edemediğimden dolayı burada aksedip kimseyi mağdur durumda bırakmayayım.
Kültürlü dediğimiz Fransızların soyunma odası kültürü yokmuş gibi bir genelleme ile konuyu kapatalım. Gerisini Verel'in adonislerini hafızasından silmeye çalışan Pierre Mauroy düşünsün.
Etiketler:
Futbol,
Hall Of Shame,
Tarih
1 Şubat 2010 Pazartesi
2013 06:17
29 Ocak 2010 Cuma
27 Ocak 2010 Çarşamba
6 19:35

Aynı Jesus Gil, 1987-88 sezonunda 4, 1988-1989 sezonunda 5 teknik adam kovmuş ve yıllar 1993'ü gösterdiğinde adeta Hitler baskısı ile rekor kırmaya zorlanan Alman Gülle takımı sporcuları gibi kendi ufkunu aşmış ve toplamda 6 teknik adamı kovmuştur.
Gayet tabi, net olarak sorabilirsiniz. Kimsenin bu duruma bir itirazı olmamış mıdır diye.
Cevabı yukarıda.
22 Ocak 2010 Cuma
Football Quotes #42 19:13

Corrado Ferlaino
Mâlumunuz yayın hakkı, yayın geliri gibi kavramların olmadığı yıllarda, bu fikri ve dolayısı ile cereyanı kim açığa kavuşturmuştur diye araştırırken bu işin pek tahmin edilmediği gibi İtalyan futbolundan kıvılcım oluşturduğu görülüyor.
Benim tahminim televizyon kanalları daha önce özelleşen İspanya idi, ama yanıldım. 1971 yılında safi devlet kanalı bulunan İtalya'da gariptir, hükümet modeli yıllar boyu yap-işlet iken, Radyoculuk ve Sinema'da yap-sat olmuş ve bilinen ilk yayın gelirini İtalyan futbolunun önde gelen kulüpleri almıştır. Tabi, maçları yayınlanan kulüpler desek daha doğru olur.
Beynelmilel yahut kendi düzeyinde ihale yapılmadan kulüplere 1972 yılında toplamda bugünün parası ile 340 bin Euro verilmiş.
Maksadımız hesap makinalarını çıkarmak değil. Napoli'nin efsane başkanı Ferlaino bu lafı ederken yıl henüz 1968 ve ortada bırakın yayını, televizyonlar çok gelişmiş değil.
Bu lafın yarattığı akıbet, ertesi günkü gazetelerde görülüyor. Hükümet yanlısı gazeteler "Ferlaino daha az şampanya içerse oyuncuların parasını ödeyebilir" deniyor.
Ama bugün İtalya'da 600 milyon euro'luk yayın ihalesinin kararı verilirken bunun kaç adet şampanya edebileceği hesabı bizlere düşüyor.
Hesap makinesi kullanmak serbest; Ferlaino'ya saydırmak yasak.
Benim tahminim televizyon kanalları daha önce özelleşen İspanya idi, ama yanıldım. 1971 yılında safi devlet kanalı bulunan İtalya'da gariptir, hükümet modeli yıllar boyu yap-işlet iken, Radyoculuk ve Sinema'da yap-sat olmuş ve bilinen ilk yayın gelirini İtalyan futbolunun önde gelen kulüpleri almıştır. Tabi, maçları yayınlanan kulüpler desek daha doğru olur.
Beynelmilel yahut kendi düzeyinde ihale yapılmadan kulüplere 1972 yılında toplamda bugünün parası ile 340 bin Euro verilmiş.
Maksadımız hesap makinalarını çıkarmak değil. Napoli'nin efsane başkanı Ferlaino bu lafı ederken yıl henüz 1968 ve ortada bırakın yayını, televizyonlar çok gelişmiş değil.
Bu lafın yarattığı akıbet, ertesi günkü gazetelerde görülüyor. Hükümet yanlısı gazeteler "Ferlaino daha az şampanya içerse oyuncuların parasını ödeyebilir" deniyor.
Ama bugün İtalya'da 600 milyon euro'luk yayın ihalesinin kararı verilirken bunun kaç adet şampanya edebileceği hesabı bizlere düşüyor.
Hesap makinesi kullanmak serbest; Ferlaino'ya saydırmak yasak.
Etiketler:
Football Quotes,
Futbol,
Tarih
Old Fashion Football Club Logos #4 19:12
Dip-not: Logo'nun yeni hali için fotoğrafa tıklamanız yeterli.
Etiketler:
Futbol,
Old Fashioned,
Tarih
21 Ocak 2010 Perşembe
Lazio; 1997 - 2000 23:34

Sezon sonunda Seri A'yı Juventus'un önünde 1 puan farkla şampiyon bitirerek 26 yıllık özleme son veren Başkent ekibi, İtalya Kupası zaferi ile sezonu duble yaparak kapatmış, İtalya Süper Kupası'nı da alarak 3 kupa ile taraftarlarına unutulmaz bir sezon yaşatmıştı. Sonraki sezon lig kupası yine başkentte kalmış ancak bu kez Capello'nun Roması şampiyon olmuştu. Ligi Şampiyon'un 6 puan gerisinde 3. bitiren Erikkson Lazio kariyerini noktalarken, Lazio'da başarılarla dopdolu geçen 3-4 sezonluk dilime nokta koyuyordu.
Etiketler:
Enes Özbey,
Futbol,
Tarih
Yalnız Yıldız 16:23

Garincha aslında Brezilya’nın Mato Grosso bölgesinde bir kuşun adıdır, biri diğerinden 6 cm uzun olan ayağı, çarpık omurgası Manuel’in ismi bölgede “çirkin” olarak bilinen kuşla birlikte kutsanmış. Tekstil fabrikasında çalışırken top oynamaya başlamış arkasından da Botafogo’yla ilk profesyonel anlaşmasını yapmış.
Pele, Didi, Vava’nın olduğu milli takımda da oynayan Garrincha üç kez evlendi ve bilinen dokuz çocuğu dışında aslında 13 çocuğu vardı. Onun hayatını özetleyen Milton Alencar’ın Yalnız Yıldız ( Estrella Solitaria) filminde ise, Garrincha’nın 1962 Dünya kupası’ndaki maçları ve büyük aşkı Elsa’yla ilişkisi anlatılıyordu.
18 Ocak 2010 Pazartesi
Jules Rimet'in Gölgesinde 13:11

Afiyet olsun ile biten cümleler genellikle lokantalarda olur olmasına da, İşin mutfağı sözü de haybeden çıkmamıştır. Tıpkı Bugün Henri Delaunay'ın hikayesi gibi.
Henri Delaunay, Polonya asıllı Fransiz bir Yahudi vatandaşı olup Fifa'nın bugünlere gelmesinde çok emeği geçmiş bir insandır. Ama kaderi düzgün bir vizyona sahip olmasından mütevellit ona oyunlar oynamıştır. Ünlü Amerikan Buhranı öncesinde Avrupa'nın önde gelen insanları içerisinde, Avrupa ülkelerinin kendi aralarında düzgün bir mevsimde maç yaparak halihazırda gerilmiş siyasi ortamı yumuşatmak ve bu maddi kazançla futbol birliği kurmayı önermiştir. Nitekim kabul olunmuştur.
Ancak henüz belirttiğim gibi Amerika ekonomik buhranı birden çıkagelmiş, ve her ekonomik buhranın sonrası savaş ortamı oluşur tezi yine geçerliliğini korumuştur.
Hikaye, esasında burada bitiyor. Daha doğrusu Henri Delaunay'ın hikayesi burada sonlanıyor.
Çünkü daha iyi bir ekonomik güce sahip olan Jules Rimet, arkasına biri Alman diğeri Amerikan şirketini arkasına alarak ilk dünya kupasını hazırlıyor. İsmi de "Jules Rimet Kupası". Bir umuttur, bu işten para kazanılmak isteniyor, Fifa denen kurum da daha arz-ı endam etmemiş, kurulmasına daha yıllar var.

Jules Rimet çok zeki bir karakteri ve ikna edici üslubunu kullanarak ilk Avrupa şampiyonasının İtalya'da olmasını bizzat Mussolini'ye iletmiş, bir ay sonra Almanya'ya giderek yeni gelin kıvamındaki Hitler'e teklifini sunmuştur. Bugün bu olaylar üniversite sıralarında İktisadi bilimlerde okutulur ya, hoş görülmesi lazım. Çünkü müthiş bir pazarlama düsturu.
Sonrası malum, Dünya savaşı ve 12 yıl iptal olunan Jules Rimet kupaları.
Ama Fifa da kurulur, Henri Delaunaysız.
Etiketler:
Futbol,
Kayıp Hikayeler,
Legend,
Tarih